‘Özel yetkili’ hukuksuz uygulamalar

İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları’nın, Hopa olaylarında gözaltına alınanlara karşı hukuk dışı uygulamalar yaptığını öne sürerek, “Buna itiraz eden avukatları ise tehdit etmiştir” dedi.  Olaylarla ilgili yazılı bir basın açıklaması yapan Pekdaş, “adil yargılanma hakkına müdahale niteliğindeki karar ve uygulamalara derhal son verilmelidir” dedi.

İzmir Barosu’nun, hukuka aykırı bu uygulamaya karşı hukuku ve avukatlık mesleğimizi savunmak için İzmir Barosu Başkanı Av.Sema Pekdaş başkanlığında bir heyet ile sürece müdahale etme ve soruşturma aşamasına katılmaya karar verdiğini anımsatan Pekdaş, “Bu karar doğrultusunda Baro Başkanı ile 4 meslektaşımız 04.6.2011 tarihinde Hopa’ya hareket etmiş, ancak yolda gelen haberle dosyanın şüphelilerle birlikte geceleyin, gizlice, avukatlara dahi haber verilmeden Erzurum Özel Yetkili Savcılığına gönderildiğinin öğrenilmesi üzerine Erzurum’a gidilmiştir” dedi.Pekdaş, yaptığı yazılı açıklamada, Hopa’da 31 Mayıs 2011 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim mitingi öncesi Hopalılar’ın hem önemli gelir kaynağı çayın taban fiyatının açıklanması hem de sularının özelleştirilmesi ve hidrolektrik santrallara (HES) karşı taleplerini dile getirmek için bir araya geldiğine işaret ederek, “Ancak Başbakan’ın şehre gelmesinden önce ‘şehri temizlemek’ için harekete geçen güvenlik güçleri, talepleri içeren pankartı indirmeye kalkışmış, daha sonra parçalamış, oradaki halkı ve toplantıyı dağıtmak için zor kullanmıştır” dedi.

Demokratik hukuk devletinde yurttaşın söz söyleme özgürlüğü, beğenmediği, karşı olduğu uygulamayı protesto hakkı olduğuna dikkat çeken Pekdaş, “Siyasal iktidar da her türlü muhalefetin sözünü söyleyebilmesi için ortam yaratmak buna yönelik engelleri ortadan kaldırmakla yükümlüdür fakat Hopa’da sözünü söylemek isteyen yurttaşa tahammül gösterilmemiş, miting meydanı dikensiz gül bahçesi haline getirilmek, meydan ‘temizlenmek’ istenmiştir” dedi.

Bu temizlik hareketinin yurttaşların üzerine tazyikli su ve biber gazı sıkılarak dağıtılması ile devam ettiğini belirten Pekdaş, “Bu sırada Hopa halkı bir evladını Metin Lokumcu’yu kaybetmiş; bir güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Olaylar üzerine Sayın Başbakan, Hopalılar’ı hedef alan, en önemlisi kaybettikleri evlatlarının manevi hatırasına saygısızca açıklamalarda bulunmuştur. Sayın Başbakan’ın bu açıklamasından ve olaylardan saatler sonra Başbakanın açıklamaları doğrultusunda Hopa’da adeta bir insan avı başlatılmış ve ilk aşamada 31 kişi gözaltına alınmış olup hala aramalar devam etmektedir” dedi.

Gözaltında kötü muamele

Gözaltına alınma aşamalarında kötü muameleye maruz kalan şüpheliler, gözaltı aşamalarında da Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avukatlık Kanunu’nun açık hükümlerine rağmen, müdafileri ile görüştürülmemiş, hukuki yardım almaları engellenmiş ve gözaltında bulundukları sırada da kötü muameleye uğramışlardır.

Göz altında bulunan kişilerin müdafiileri ile görüşmeleri konusunda Hopa İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde, Hopa Polis Merkez Amirliği’nde, Kemalpaşa Jandarma Karakolu’nda zorluk çıkarıldığını öne süren İzmir barosu Başkanı Pekdaş, şunları açıkladı:  “Müdafilerden açıkça yasaya aykırı bir biçimde vekaletname sunmaları talep edilmesi, Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatı gereği olduğu söylenerek müdafilerin görüşebileceği kişi sayısı ‘şüpheliler arasında menfaat çatışması olduğu’ gerekçesi ile engellenmesi ve her bir meslektaşımızın yalnızca gözaltındaki kişilerden sadece biriyle görüşmesine izin verilmesi nedeni ile kolluk aşamasında gözaltındakilerin önemli bir bölümü hiçbir biçimde müdafileri ile görüşememiştir.”

İzmir Barosu’nun hukuka aykırı bu uygulamaya karşı hukuku ve avukatlık mesleğimizi savunmak için İzmir Barosu Başkanı Av. Sema Pekdaş başkanlığında bir heyet ile sürece müdahale etme ve soruşturma aşamasına katılmaya karar verduğini kaydeden Pekdaş, “Bu karar doğrultusunda Baro Başkanı ile dört meslektaşımız 4 Haziran 2011 tarihinde Hopa’ya hareket etmiş, ancak yolda gelen haberle dosyanın şüphelilerle birlikte geceleyin, gizlice, avukatlara dahi haber verilmeden Erzurum Özel Yetkili Savcılığına gönderildiğinin öğrenilmesi üzerine Erzurum’a gidilmiştir” dedi.

‘Avukatları tehdit ettiler’

Soruşturmayı yürüten Erzurum Özel Yetkili Savcıları’nın savunma görevini yerine getiren meslektaşları ile görüşmediğini, Artvin ve İzmir Baro Başkanları’nın görüşme taleplerini “beklesinler” diyerek saatlerce oyaladığını, cevap dahi vermediğini iddia eden Pekdaş, Açıklamasında şöyle dedi: “Erzurum Özel Yetkili Savcıları, fiilen yaratılan görüşmede; ‘şüpheliler arasında menfaat çatışması olduğu’ gerekçesini yineleyerek bir müdafiinin sadece bir şüpheliye hukuki yardımda bulunmasına “izin verileceğini” belirtmişler; ayrıca gözaltındaki şüphelilerin Adliye’de kelepçeli bir biçimde tutulmasının yarattığı mağduriyete son verilmesi konusunda müdafii istemlerini güvenlik gerekçesiyle reddetmişlerdir. Bu görüşme sırasında Erzurum Özel Yetkili Savcıları en basit nezaket kurallarına dahi uymaya gerek duymamış, soruşturmadaki hukuka aykırı uygulamalara son verilmesi taleplerinin iletmesi üzerine meslektaşlarımızı tehditle yanıtlamıştır.”

Kısıtlama kararı bulunduğu belirtilerek dosya ile ilgili bilgi ve belgelerin avukatlarca incelenmesine izin verilmediğini öne süren Pekdaş, “Şüphelilerle müdafiler görüştürülmemiş, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir” dedi.

Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’nın, kolluk aşamasında susma hakkını kullanan kişileri dahi hukuka aykırı bir biçimde hesaplama sonucunda belirlediği gözaltı süresinin sonuna kadar hakim karşısına çıkarmamış, gözaltı süresi aşımını 4, 5 ve 6 Haziran tarihleri boyunca “yerleşik” bir uygulama haline getirdiğini iddia eden Pekdaş, “Erzurum Özel Yetkili Savcılığı, kişilerin hazır bulunduğu ya da hazır bulunması gereken işlemler ile ilgili belgelerin kendisine ve müdafisine verilmesine ilişkin zorunluluğa da açıkça aykırı davranmış, savcılık ifadesi tutanaklarının önemli bir bölümü müdafilere verilmemiş, müdafilerin görevlerini yerine getirmeleri engellenmiştir” dedi.

Avukatlık mesleğine saygı göstermeyen , anayasa ile yasalar ile korunan temel haklara değer vermeyerek, hukuku, mevcut yasaları umursamayan, yasalara uymayan ilgili Erzurum Özel Görevli Savcılarının bu davranışlarını HSYK ve Türkiye Barolar Birliği ile Tüm Barolarımızın dikkatine sunduklarını belirten Pekdaş, “Erzurum Özel Yetkili Savcılığı, gözaltında bulunan 31 şüpheliden 12’sini tutuklama istemiyle hakime sevk etmiş, Özel Görevli Mahkeme üye hakimince de sevk edilen 12 şüphelinin tamamı istisnasız tutuklanmıştır” dedi.

Pekdaş, Erzurum Özel Yetkili Savcılık uygulamalarının İzmir Barosu ev sahipliğinde 15-16-17 Nisan 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen toplantıda altı çizilen hukuka aykırı uygulamaların bir örneği niteliğinde olduğuna dikkat çekerek, hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle ilgili savcılar hakkında gerekli girişimlerde bulunacaklarını açıkladı.

Pekdaş, Barolar Birliği ile 57 Baro tarafından imzalanan 17 Nisan 2011 tarihli İzmir Deklarasyonunda Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri ve uygulamaları ile ilgili olarak, şu görüşlere yer verildiğine dikkat çekti: “….. ‘demokratik düzenlerin normal zamanlarının normal mahkemeleri olmayan, özel soruşturma ve yargılama usulleriyle, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, mahkemeden daha çok devletin ideolojik aygıtı gibi çalışan bu mahkemelerin ve yine bu mahkemeler için öngörülen özel usul hükümlerinin bir an önce kaldırılması gerekir.

Bunun yanı sıra, tüm yargılamalarda da sorun olarak karşımıza çıkan, adil yargılanma hakkına müdahale niteliğindeki karar ve uygulamalara derhal son verilmelidir.

‘Sürecin takipçisi olacağız’

Biz, TBB ve aşağıda imzası bulunan Barolar olarak; bu sürecin takipçisi olacağımızı, savunmadan kaynaklanan meşru ve demokratik gücümüzü gerektiğinde kullanacağımızı, kamuoyuna saygı ile duyururuz’  değerlendirmesi yapılmıştır.”

TBB’nin 4-5 Mayıs 2011 tarihlerinde Adana’da yapılan Barolar Birliği 31. Olağan Genel Kurul Sonuç Bildirisi’ne işaret eden Pkdaş, açıklamasında genel kurulun şu görüşlerine yer verdi:  “Kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin devamı niteliğinde olan CMK md. 250 kapsamındaki özel yetkili ve görevli ağır ceza mahkemeleri demokrasi, hukuk devleti ve adil yargılanma hakkının zorunlu koşulu olarak ivedilikle kapatılmalıdır. Türkiye Barolar Birliği, Barolar ve demokrasi ve yargının kurucu unsuru avukatlar, bu istemi kararlılıkla takip edecekler ve gerektiğinde ‘hukuktan gelen güçleri’ni kullanmakta tereddüt etmeyeceklerdir.”Değerlendirmesi kamuoyuna duyurulmuştur.”

Polislere şuç duyurusu

Hem 17 Nisan 2011 tarihli İzmir Deklarasyonu hem de Barolar Birliği 31. Olağan Genel Kurul Sonuç Bildirisi’nde belirtildiği şekilde Baromuz, Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri’nin uygulamalarını yakından takip edecek ve kaldırılmaları için hukuktan gelen gücünü kullanmakta tereddüt etmeyeceğini kaydenen Pekdaş, şöyle dedi: “Ayrıca Baromuz, güvenlik güçlerinin toplumsal etkinliklerde biber gazı kullanımını insan hakları ihlali ve işkence olarak değerlendirmektedir. Demokratik taleplerini, ifade özgürlüklerini kullanan hatta tesadüfen orada bulunan insanların insan sağlığına olumsuz etkileri tartışmasız biber gazına maruz kalmaları işkencedir ve biber gazı kullanımına izin veren başta İçişleri Bakanı olmak üzere tüm görevliler suç işlemektedirler. Hopa’da da biber gazı kullanan ve oradaki halka tazyikli su sıkan, darp eden güvenlik güçleri suç işlemişlerdir ve haklarında Baromuz tarafından suç duyurusunda bulunulacaktır.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: