‘Yönetmelik değişikliği talanı arttıracak’

İzmir Çevre Hareketi avukatlarından Arif Ali Cangı, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan ve 30 Haziran 2011 tarih 27980 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in yaşam alanlarının daha fazla kirletilmemesini, doğal varlıkların daha fazla sömürülmemesini değil,  talanın, sömürünün yoğunlaşmasını kolaylaştıracağını öne sürdü.

Türkiye’de 2872 sayılı Çevre Yasası’nın 11 Ağustos 1983 tarihinde yayımlanarak yürürlüğa girdiğine dikkat çeken Cangı, “Ancak, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği yasanın yürürlüğe girmesinden 10 yıl sonra 7 Şubat 1993 tarihinde yürürlüğe girebilmiştir. ÇED Yönetmeliği daha sonra çeşitli değişikliklere uğramıştır. Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra dört kez tümden değişmiştir” dedi.
Cangı, ÇED Yönetmelik değişiklilerini şöyle açıkladı:
  1. “ÇED Yönetmeliği     7/2/1993 tarih ve 21489 sayılı Resmi Gazete,
  2. ÇED Yönetmeliği     23/6/1997 tarih ve 23028 sayılı Resmi Gazete,
  3. ÇED Yönetmeliği     6/6/2002 tarih ve 24777sayılı Resmi Gazete,
  4. ÇED Yönetmeliği     16/12/2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazete
  5. ÇED Yönetmeliği     17/7/2008 tarih ve 26939 sayılı Resmi Gazete.”

Madenlere, petrole izinin yolu açılmıştı

Cangı, ÇED Yönetmeliği”nde bu kadar çok değişiklik yapılma gereksiniminin en bariz göstergelirinden birinin madencilik faaliyetleri olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: “Bunlardan en bariz göstergelerinden biri,  2004 yılı Dünya Çevre Günü’nde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5177 sayılı Maden Kanunuda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunu 28. Maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun Çevresel Etki Değerlendirmesi ile ilgili 10. Maddesi’ne ilave edilen iki fıkradır. 10. Maddeye ilave edilen iki fıkra ile ‘Petrol, jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetleri, ÇED kapsamı dışında bırakılmış ve madenlerin işletilmesi ile ilgili hususların Maden Kanunu’nun 7 nci maddesine göre yürütüleceği’ düzenlenmişti. 26 Nisan 2006 tarihli ve 5491 Sayılı Kanun ile Çevre Kanunu’nun birçok maddesi ile birlikte 10. Madde tekrar değişikliğe uğramıştı.”

Nükleer santrala, 3. Boğaz Köprüsü’ne muafiyet getiriyordu

Amacı çevreyi korumak olması gereken ÇED Yönetmeliği’nde  yapılan 2008 değişikliği ile de çevre için risk yaratan yatırımların önünü açmanın hedeflendiğini iddia eden Cangı, şöyle konuştu: “Bu değişikliğin iptali için açılan davada, 07 Şubat 1993 tarihinden önceki tarihli projeleri ÇED kapsamı dışında tutan geçici 3.maddenin yürütülmesi durdurulmuştu. Ancak, mahkeme kararının uygulanması amacıyla yapılan değişiklikle yeni yeni muafiyetler getirilmişti. Danıştay kararında “üretime ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projeler” dışındakilerin ÇED’den muaf tutulması hukuka aykırı bulunmuştu.   14 Nisan 2011 tarihinde yapılan yönetmelik değişikliği ile ‘üretime ve/veya işletmeye başlama’ yerine, ‘yatırıma başlama’ esas alınmış, üstelik 2013, 2015 yılına kadar ek muafiyetler  getirilmişti. Bu değişikliğin iptali davası devam etmektedir. Diğer yandan,  belli eşik değerler altındaki maden/jeotermal/petrol arama faaliyetlerini ÇED kapsamı dışında tutmaya yönelik  ‘ÇED yönetmeliğinin EK II’sinde yer alan seçme-eleme kriterlerinde uygulanacak projeler listesinin 47. maddesinden sonra gelmek üzere 48. maddenin eklenmesi’ne dair 19 Aralık 2009 tarihli değişikliğin de  10 Aralık 2010 tarihide Danıştayca yürütmesi durduruldu.”

Cangı, son yapılan değişikliğin yargı tarafından hukuka aykırı bulunan düzenlemelerde bir değişiklik yapmadığın öne sürürek, “Örneğin, 1993 yılından önceki projeler halen ÇED kapsamı dışındadır. Danıştay kararına rağmen halen belli eşik değerlerin altındaki maden/jeotermal/petrol arama faaliyetleri ÇED kapsamı dışındadır. Var olan uygulamada, halkın katılım toplantılarında bütün katılımcılar karşı çıksa bile, ÇED süreci işletilebilmekte ve ÇED olumlu kararı verilebilmektedir. Değişiklikle de komisyonun sonuçlandırdığı ÇED Raporuna halktan gelen görüşler  Bakanlık gerekli görüşü alınacaktır” diye konuştu.

Denetleme kalkıyor

Bu şekilde yine halkın karar alma süreçlerine katılımı bakanlığın takdirine ve insafına bırakıldıını iddia eden Cangı, “Yönetmeliğin 18. maddesindeki, ‘ÇED Olumlu’ veya’ÇED Gerekli Değildir’ kararını aldıktan sonra proje sahibi veya yetkili temsilcisinin Bakanlık ile Valiliğe işletme ve işletme sonrası dönemlerine ilişkin izleme raporlarını iletme yükümlülüğü kaldırılmıştır, bunun yerine, projede yapılacak Yönetmeliğe tabii değişiklikler Valiliğe iletilecek. Bunun anlamı, ‘ÇED Olumlu’ ya da ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını alan işletmeler, yatırım ve inşaatı tamamladıktan sonra, işletme sırasından denetlenmeyecek, şayet kendi kendilerini ihbar ederse denetlenecek” dedi.

Projeyi devralının sorumluluğu daraltılıyor

Yönetmelikteki,proje sahibinin herhangi bir nedenle değişmesi durumunda yeni sahibi, önceki sahibinin taahhüt ve yükümlülüklerini başka bir işleme gerek kalmaksızın yüklenmiş sayılır” düzenlemesi getirlidiğinin altını çizen Cangı, “‘Değişiklikle  projenin yeni sahibi, devirle ilgili bilgi ile belgelerin tasdikli suretini, taahhütname ve imza sirkülerini bir dilekçe ekinde Bakanlığa/Valiliğe bildirir’ şeklinde değiştiriliyor. Projeyi devralanı sorumluluktan kurtarmaya yönelik bir değişiklik,  denetimlerde zafiyetlere yol açabilecektir” dedi.

Arama  ve belediye faaliyetleri ÇED kapsamı dışında

Yönetmeliğin 25.maddesine yapılan ek ile arama projeleri için proje sahibinin çevresel etkilerinin araştırılması için dilekçe verilmesi üzerine, Bakanlık gerekli görmesi halinde proje tanıtım dosyası hazırlanmasına karar vereceğini belirten Cangı, “Bu şekilde belli eşik değerler altındaki maden/jeotermal/petrol arama faaliyetlerinin ÇED kapsamı dışında tutulmasını iptal eden Danıştay kararı etkisiz hale getirilmiştir. “ÇED Uygulanacak Projeler Listesi (EK-I) bölümünde yapılan değişikliklerle belediye atıkları hariç tutulmuş, düzenli depolama tesislerine ilişkin kapasite artışları ve genişlemelere bu yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir” diye konuştu.

HES’lere muafiyet getiriyor

ÇED uygulanacak projeler sayılırken, çevreye etkisi olacak faaliyetlerin, alan, üretim kapasitesine göre belli eşik değerleri belirlendiğine dikkat çeken Cangı, “Bu şekilde çevreye olumsuz etkileri olabilecek pek çok faaliyet  ÇED’den muaf tutulmuştur. Oysa şimdiye kadar yaşananlardan, belli faaliyetlerin kurulu alanı ya da kapasitesi küçük/düşük olsa da çevreye etkileri büyük olduğu görülmüştür. Öneğin, ‘Kurulu gücü 25 megavat ve üzeri olan nehir tipi santrallar’ ÇED’e tabi, altındakiler ÇED’den muaf olabilecek. HES’lerin derelerin bulunduğu bölgenin ekosistemine verdiği zararlar artık hem bilimsel hem de toplumsal olarak kabul gören bir gerçektir” dedi.


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: