Güllük körfezinde tehlike sürüyor

CENGİZ ERDİL

Güllük Körfezi’nde balık çiftliklerinin ortaya çıkardığı çevre ve deniz kirliliği sorununun artık ortadan kalktığını sanıyorduk, yanılmışız… Sorun devam ediyor. Körfezden 3 mil açığa taşınması gereken çiftlilklerin büyükleri yerinde kaldı. Olan küçük esnafa oldu.

Denizdeki kafes sayısı  bir veya iki olan küçük çiftlikler, taşınma maliyetlerini gerekçe göstereek karaya çekildiler. (Bu iş karada da yapılıyor)

Büyüklerin gerekçesi ilginç… ” Biz larva yani yumurtadan balık üretiyoruz. Hemen gidemeyiz. Üstelik yabancı ortaklarımız var, rezil rüsva oluruz” diyerek körfez kıyılarında bayrak sallandırmaya devam ediyorlar.Aslında balık çiftlikleri denizi kirletirken kendilerine de kurşun sıkıyorlar, farkında değiller. Çiftliklerde sık sık  toplu çipura balığı ölümleri görülüyor. 2007’den beri çiftlikler milyonlarca çipurayı kaybetti. Analizler yapıldı, sonuç belli. ”Balıklar oksijensizlikten ölüyor” Yani balık çiftliklerinin kulandıkları yem, aşırı üretime yüklenmeleri  deniz suyundaki oksijeni tüketiyor ve toplu ölümler başlıyor.

Tüm bunlara rağmen bölgedeki il ve ilçe yöneticileri sessiz kalıyor.

Bu sessizliği balıkçı kooperatifleri, Ticaret Odaları da ortak. Oysa tehlike büyük.

Güllük körfezinde balık kıtlığı

Türkiye’nin sualtı milli parkının da bulunduğu, dalış noktalarına yüzlerce meraklı turistin geldiği Güllük körfezindeki kirlilik, balık stoklarının da azalmasına yolaçıyor.

Güllük körfezi, nesilleri tükenmek üzere olan birçok narin bitki, yosun, kaya mercanı, balık, deniz kaplumbağasının da içlerinde bulunduğu türlere ev sahipliği yaparak, biyolojik çeşitliliğin yoğun bir şekilde gözlemlendiği özel bir havza olarak biliniyor.

Bölgede aşırı avlanma ve özellikle trole göz yumulması yıllarca katliama dönüştü. Burada da olan küçük balıkçıya oldu. Küçük teknesiyle denize açılan balıkçı çoğu zaman eli boş dönüyor.

Küçük tekne sahibi balıkçılar,. 9 metre derinliğe kadar trol avlanma yapıldığını ve yetkililerin buna göz yumduğunu belirtiyorlar.
”Denizdeki kirlilik kıyılara bakınca bile belli oluyor. Önceden kıyılardaki su net olarak görülürdü. Milas’tan gelen kanalizasyon ve fabrika atıkları da  körfezi kirletiyor” diyorlar..

Bina, bina…. Bu işin sonu nereye?

Güllük körfezinde sorun sadece denizden kaynaklanmyor. Çevresinde gelişi güzel tesislere ve konut yapımına izin verilmesi de tarihle harmanlaşmış bölgede bir başka tehlikenin habercisi. Bazı koylarda okul yurtlarına benzer şekilsiz devre mülk binalar yükseliyor. Bölgeye özellikle İngilizlerin, Norveçlilerin, Hollandalıların ilgisini bilen açıkgözler, nereden ve nasıl alındığı yöre halkında şüphe uyandıran ruhsatlarla, 5-6 katlı binaları, villaları inşa ediyor. Ancak Avrupa’da yaşanan ekonomik sıkıntılar, konut satışını durdurunca bazı koylarda şimdi bir şantiye mezarlığı görülüyor.

Kısacası Güllük körfezi elden gidiyor.

Aklı başında turizmciler, içleri kan ağlayarak sorunlarının anlatırken,  antik kent kalıntıları, çam ormanlarıyla kaplı bölgenin büyük turizm yatırımlarna muhtaç olduğunu belirtiyorlar. ”Eğer bu bölgede ciiddi bir turizm planlaması yapılırsa, Türkiye yeni bir Antalya kazanabilir. Ancak bina yapmak marifet değil, önemli olan doğaya ve bölgeye uygun bir mimarinin gelişmesi de şart” diyorlar.

Ben onların yalancısıyım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: