Archive for Ekim, 2011

22/10/2011

Japonya Sinop’ta ısrarcı

Japonya, bir yandan nükleer enerji konusunda ABD ile teknik işbirliğini güçlendirme kararını onaylarken diğer yandan geçen Salı günü Türkiye’den nükleer santral pazarlıkları üzerine görüşmeleri sürdürmesini istedi. Hamle, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IAE) bakanlar toplantısı için Paris’te bulunan Japonya’nın Sanayi ve Ticaret Bakanı Yukio Edano ile Türk ve ABDL’i meslektaşlarının bir araya gelmeleri sırasında geldi.

Durum, Japonya’nın geçen Mart ayında tarihteki en kötü nükleer felaket sonrasında kendi nükleer bağımlılığını azaltmaya yönelirken kendi kırılgan ekonomisine payanda vurmanın bir yolu olarak Tokyo’nun nükleer güç teknolojisini ihraç etme peşinde olma konusundaki hevesliliğine işaret ediyor.

read more »

22/10/2011

Pakistan’da nükleer sızıntı

 

Pakistan yetkililerinin geçen Perşembe günü yaptığı açıklamaya göre, Karaçi Nükleer Santralı’nda (KANUPP) reaktörleri besleyen bir borudan ağırsu sızıntısı nedeniyle yedi saatlik acil durum ilan edildi.

 

KANUPP Sözcüsü Tarık Raşid sızıntının salı gece yarısı sıradan bakım için kapatılmasıyla başladığını söyledi. Pakistan7ın en büyük ve ticari başkenti Karaçi’nin 24 kilometre batısındaki Umman Denizi kıyısındaki bulunan 137 megavat gücündeki reaktörlerden oluşan KANUPP, 1972 yılında çalışmaya başladı.  

read more »

19/10/2011

Zehirli elmayı Batı’dan mı ısırmak istersiniz yoksa Doğu’dan mı

ÖZGÜR GÜRBÜZ

Bundan çok değil bir beş, on yıl önce “elma” dendiğinde akla Amasya gelirdi. Bu günlerde her şeyin İngilizcesi moda. Elma denince akla İngilizce karşılığı “apple”“apple” denince de akla “iphone”, “mac” ve türevleri geliyor. Apple’ın fikir babası Steve Jobs’un ölümü üzerine çok söz söylendi. Çoğu yazılar övgü doluydu. Jobs’u dahi, yarattıklarını da hayat kurtaran teknolojik aletler olarak tanımlıyorlardı. Tartışılır tabi… Steve Jobs’un ölümünün ardından yazılan yazılarda vurgu yapılan bir başka konu ise sürdürülebilirliktiDaha çevreci ürünler, üretim sırasında daha az enerji harcanması, hepsi Jobs’un ve Apple’ın hanesine olumlu puan olarak yazıldı. Apple gerçekten çevreci mi? Bu sorunun yanıtı Jobs’a nereden baktığınız ve dünyanın hangi tarafında yaşadığınıza göre değişir.

Önce Jobs’un yarattığı Apple’a Batı’dan bakalım. 2006 yılında aralarında Greenpeace (Yeşil barış) örgütünün de bulunduğu birçok kuruluş Apple’ı bilgisayarlarındaki toksik maddeler, enerji kullanımı ve birçok nedenden ötürü eleştiri yağmuruna tuttu. Apple bu uyarıları ciddiye aldı. Örneğin, ekranlardaki katot ışınlı tüplerde bulunan kurşun miktarını 1360 gramdan önce 484’e, sonra da 1 grama kadar indirdi. Kullanılmış bir bilgisayar doğaya bırakılırsa içindeki kurşun nedeniyle çevreye ciddi zarar verebilir.

Apple, sattıkları elektronik ürünlerin çöpe ve dolayısıyla doğaya bırakılmaması için geri dönüşüm hedefleri koydu. Ürünlerin kullanım ömrü yedi yıl olarak hesaplandığı için hedefler de ona göre belirlendi. Steve Jobs, 2010’a gelindiğinde 2003 yılında satılan Apple ürünlerinin yüzde 30’ı kadar ağırlıkta elektronik aletin geri dönüştürülmesini hedefledi. Apple bu hedefi 2009’da ikiye katladı ve yüzde 66 gibi bir orana ulaştı. Bunun için eski ürünleri geri getirenlere hediye çeki verilmesi gibi birçok kampanya hayata geçirildi.

Daha basit önlemler de alındı. Ambalajlar küçültülerek israf önlendi. Nakliye sırasında daha çok ürünün aynı araçla taşınması sağlandı ve yakıt tasarrufu ile küresel ısınmaya yol açan emisyon salımı sınırlandırıldı. Yeni elektronik aletler daha az elektrikle aynı işi yapacak şekilde tasarlandı. Tüm bunlara rağmen Yeşil barış’ın listesinde Apple’ın hala orta sıralarda yer aldığını belirtmeden geçmeyelim ki, “daha ne olsun” demeyin. Listenin de yine bir Batılı sivil toplum örgütü, Greenpeace tarafından hazırlandığını, kıstasların bu bakış açısıyla hazırlandığını da unutmayın.

Batı’dan baktığınızda görünen bu ancak Doğu’ya gittiğinizde, Batı’da konuşulmayan başka sorunlar olduğunu görüyorsunuz. Örneğin, Çin’in Shenzhen kentinde “Apple” deninca akla elmadan çok intihar eden işçiler geliyor. Çin’in en önemli üretim merkezlerinden Shenzhen Özel Ekonomi Bölgesi, 2010 yılında ücret artışı isteyen işçi eylemlerine sahne olmuştu. Toyota ve Honda fabrikalarındaki eylemler ve Foxconn’da çalışan 12 işçinin intiharı kamuoyunun dikkatini bölgeye çekmişti.

Foxconn, birçok büyük firmanın olduğu gibi iPhone ve iPad’in dünyadaki en büyük imalatçısı. İntihar olaylarından önce Foxconn’un montaj hattında çalışan bir işçi ayda 900 yuan alıyordu. Bizim paramızla 260 liraya denk düşüyor. Ucuzundan bir tabak Çin makarnasının 5-10 yuan arasında değiştiğini düşünürseniz bu para Çin için de çok değil. Grevler ve intiharların artması nedeniyle aylık ücretlere de zam gelmiş ve maaşlar Ekim 2010’dan itibaren 2 bin yuana kadar çıkmıştı.

Psikiyatristler fabrikada çalışmaya başladı, müzik yayını devreye girdi. Çalışanlar daha fazla sosyalleşmeleri için 50’şerlik gruplara ayrıldı. Foxconn’un Shenzen’de 400 bin çalışanı var. Çin genelinde 800 bin. Apple gibi dünyanın en büyük elektronik devleri için montaj hattının başından kalkmadan çalışıyorlar. Aralarında Çin’in kırsal alanlarından gelen ve “göçmen işçi” denen çalışanlar da var. Dev yatakhanelerde kalıyorlar. Çoğu yılda bir kez, Çin’in yeni yılında ailelerinin yanına gidebiliyor. O tarihlerde tren garları, sırtlarında yorganlarıyla seyahat eden Çinlilerle dolup taşıyor.

Montaj hatlarında çalışanlar bilir, zaman geçmek bitmez. Hayatımın altı yılını fabrikalarda geçirdim. Çalıştığım ilk fabrika dondurma külahı üretiyordu. İşbaşı yaptığım ilk geceyi hiç unutamam. Hat çok hızlı değildi ama beş saat boyunca etrafınızda konuşacak kimse olmayınca zaman geçmek bilmezdi. Kendimi şarkılara verdim. Külahları paketlerken bir yandan da yüksek sesle şarkı söylüyordum. Makinaların sesi benim sestimi bastırıyordu. Bora Ayanoğlu’nun Fabrika Kızı’nı biraz değiştirip, “Fabrika’da külah yapar, sanki kendi yalar gibi” diye değiştirip söylemiştim. Montaj hattında işçi olmak zordur, insanı böyle saçmalatır. En kötüsü de tüm hayatınızın orada geçeceğini fark ettiğiniz andır. O an gelirse insan intihar da eder, çıldırır da.

Batı’nın çevreye saygılı, tüketici şikayetlerine duyarlılıkla yanıt veren Apple’ı, Doğu’da işçileri kötü koşullarda, az paraya çalıştıran taşeron firmaların işvereni. Çünkü Batı Doğu’yu görüyor, Doğu Batı’nın dilinden konuşmuyor. Küreselleştiğini sandığımız dünyada körler sağırlar birbirimizi ağırlıyoruz. Apple ya da başkası, aldığınız ürünün çevre dostu sayılması, ticari saygınlığı ürüne göre değil aslında sizin durduğunuz yere hatta politik görüşünüze göre değişiyor. Görmek ya da görmemek, umursamak ya da aldırmamak; tercih sizin. Zehirli elmayı Batı’dan mı ısırmak istersiniz yoksa Doğu’dan mı?

Kaynak: BirGün / 16 Ekim 2011

 

19/10/2011

Haliç’e başka bir köprü mümkün

İstanbul S.O.S Girişimi, kentin tarihi siluetini bozacağı iddiasıyla yapımına başlanan Haliç Metro Geçiş köprüsü’ne karşı imza kampanyası başlattı.

Girişimden yapılan yazalı açıklamada, tepeden inme, tartışılmamış, uzman görüşleri yok sayılmış bir tasarımın, geçici bir hevesin, tüm zamanların en kıymetli kent siluetlerinden birini zedeleyeceği öne sürülerek, “İstanbullular! İster doğduğumuz, ister yaşadığımız, ister uzaktan sevdiğimiz şehrimiz İstanbul’u, günün gösteriş merakından sakınalım! Buna izin vermeyelim” dendi.

read more »

19/10/2011

Foça’dan Kocaoğlu’na termik tepkisi

Foça Çevre ve Kültür Platformu (FOÇEP), Aliağa’da kurulması planlanan termik santrallar ile atıklarının bölgeye dökülmesine karşı 16 Ekim Pazar günü Foça’da bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklaması, açılan pankartlar ve atılan sloganlarla protesto eylemine dönüştü.

FOÇEP, basın açıklamasını İzmir’in Foça İlçesine bağlı Ilıpınar ve Kozbeyli köyleri arasında yer alan Gölyüzü mevkiindeki cüruf toplama alanında yaptı. Geçen Pazar günü saat 13.00’te Ilıpınar köyünde toplanan platform üyeleri, dernek, yerel yönetimler, STK temsilcileri ile civar yerleşim yerleri ve köylerden gelen yüzlerce vatandaş, konvoy halinde yürüyüşe geçti. Her yaştan katılımcının bulunduğu gurup, üç kilometrelik orman yolunu yürüyerek cüruf toplama alanına ulaştı. Çocuk, yaşlı ve engelliler traktörlerle basın toplantısının yapıldığı yere taşındı.

read more »

14/10/2011

CHP’li milletvekilleri Kazdağları’na gidiyor

CHP’li bir grup milletvekili, siyanürle yöntemle altın çıkartmak isteyen, maden arama çalışmaları yürüten işletmeleri ve doğaya olan etkilerini yerinde gözlemlemek, bölge halkının sorunlarını yerinde dinlemek üzere Cumartesi günü Kazdağları’na gidecek.

TBMM Çevre Komisyonu üyesi CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan başkanlığındaki heyette Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Edirne milletvekili Kemal Değirmendereli, İstanbul Milletvekili Melda Onur, Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü yer alacak . CHP heyeti, Kazdağları’nda maden arama işlemi yapan, siyanürlü yöntemle altın üretimi yapmak isteyen şirketleri ve doğaya olan etkilerini yerinde gözlemleyecek ve bölge halkının sorunlarını yerinde dinleyecek.

14/10/2011

CHP’den Gördes nikel için soru önergesi

 

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Manisa’nın Gördes ilçesinde yapılmak istenen nikel madenciliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yanıtlaması istem ile TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

Özel, soru önergesinde, Manisa ilinin Akhisar ve Gördes ile Balıkesir ilinin Sındırgı ilçeleri arasında yer alan Tavşan Alanı mevkiinde META Nikel Kobalt Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ. tarafından yapılacak Nikel Rafinerisi’nin insan sağlığına, çevreye ve doğaya vereceği zararın ciddi boyutlarına rağmen ÇED raporu onaylanmış ve 2013 yılında faaliyete geçmesi planlandığana dikkat çekildi. Özel, soru önergesinde, Bakan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle şu sorulara yer verdi:

read more »

13/10/2011

Liseli dalgıçlar Van Gölü’nü temizliyor

OKTAY CANDEMİR

“Van Gölü Dip Temizliği” etkinliğinin ikincisinde Denizcilik Lisesi öğrencilerinden oluşan dalgıç ekibi, göl tabanından araba lastiği, inşaat malzemeleri, plastik atıklar ve envai çeşit evsel atıklardan oluşan bir yığın oluşturdu.

Van Gölü’ndeki kirlenmeyi gözler önün serip, bu konuda farkındalık yaratmayı amaçlayan Van Denizcilik Lisesi, dip temizliğinde çıkarılan çöpleri kamuoyuyla paylaştı.

read more »

13/10/2011

Yenilenebilir enerji dünyayı değiştiriyor

“Uluslararası Yüzde 100 Yenilenebilir Enerji Konferansı”nda yeni enerjilerin siyasetle ilişkisine dikkat çekildi. Verimlilik, maliyet, istihdam, sürdürülebilirlik gibi konularda sağladığı avantajlar dile getirildi.

Uluslararası Yüzde 100 Yenilenebilir Enerji Konferansı (IRENEC 2011) İstanbul’da toplandı. Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliğinin Türkiye bölümü EUROSOLAR Türkiye tarafından organize edilen konferans her yıl enerjinin son kullanım etkinliği ve yenilenebilir enerjiler alanındaki gelişmeleri takip etmek için tekrarlanacak. Etkinlik süresince yenilenebilir enerji alanında çalışan firma ve kurumların katılımcılarla buluşmasın sağlayan bir de sergi düzenlendi.

read more »

13/10/2011

‘Lüfer Bayramı’ başlıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Lüfer’e duyarlılığın artması amacıyla başlattığı İstanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın” kampanyasını, bir adım daha ileri taşıyarak “İstanbul Lüfer bayramı”na dönüştürüyor.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi’nin, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile birlikte başlattığı İstanbul Lüfer Bayramı, sanat ve medya dünyasından bazı isimlerin de katılımıyla bu yıl ilk kez kutlanacak. 14 Ekim 2011 Cuma günü (yarın) başlayacak bayramın, bundan böyle her yıl kutlanması planlanıyor.

read more »