Nükleer enerji iklim değişikliğine çare mi

Greenpeace Akdeniz’den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin seragazı salımlarını düşürme konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadan Kyoto Protokolü’ndeki mekanizmalardan yararlanmak istediği öne sürülerek, “Seragazı salımlarını düşürme konusunda ciddi adımlar atmaktan kaçınan Türkiye, çözümü nükleer santrallarda arıyor” dendi.

Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede yeterli önlemleri almamakla sıkça eleştirildiğine dikkat çekilene açıklamada, “Güney Afrika’nın Durban kentinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nda ‘Günün Fosili’ ödülüne layık görüldü” dendi.

Madalyonun diğer yüzü

Greenpeace açıklamasında, nükleer santralların çalışma esnasında termik santrallearın aksine havaya karbondioksit, kükürtdioksit, azotoksit gibi zararlı gazlar ile kül gibi partikülleri atmosfere salmazdığı belirtilerek, “Madalyonun diğer yüzünde ise uranyum madenciliği, 10 yıllara yayılan inşaat süresi, milyonlarca metre küp çimento, bu malzemelerin taşınmasını, uranyum zenginleştirme süreçleri, nükleer yakıtlar ile atıkların reaktörlerden taşınması ve sonrasında depolanması esnasında oluşan salımlar hesaba katılmaz. Güneşi balçıkla sıvamaya çalışanlar, iklim değişikliğine karşı çözümü nükleer santrallarda arıyor” dendi.

Günde 750 bin litre su kullanıyor

Bir nükleer santralın soğutulmasında günde ortalama 750 bin litre su kullanıldığı dikkat çekilen açıklamada, “Soğutma suları ya denizden ya da göllerden çekilir. İklim değişikliğinin en çarpıcı etkisi ise su ekosistemi üzerinde görülüyor. 750 bin litre su yüksek basınçlı pompalarla denizden çekilecek, bu esnada balık yumurtaları maruz kaldıkları basınçla ölecek. Canlı kalmayı başaran balıklar ise reaktörün yüksek ısısına maruz kalacak, haşlanacak ve telef olacak” dendi.

Greenpeace açıklamasında, nehirlerin su seviyesinin düşmesinin nükleer reaktörlerin çalışmasını tehdit ettiğinin altı çizilerek, “Kuraklık döneminde Avrupa’daki nükleer santrallar bu sebepten dolayı kapatılmıştı. İklim değişikliğine karşı en hassas olan, su ekosistemi bu fazladan yükü kaldırmayacak kadar narin ve yaralı”  dendi.

İklim değişikliğini tetikliyor

Açıklamada ayrıca, radyoaktif atıkların da çözümü olmayan büyük bir sorun olduğu belirtilerek, şöyle dendi: “Nükleer atıklar genellikle nükleer santralların yakınlarında kurulan atık depolarında saklanmakta veya okyanusun derinliklerine atılmakta. Bu çözümlerin hiçbiri ideal değil, fani ve bir o kadarda iklim değişikliğine karşı olumsuz etkisi var: Toprak kaybı, verimli tarım alanlarının radyoaktif maddelere maruz kalması ve bir daha kullanılamaz hale gelmesi. İklim değişikliğine bağlı kuraklık ve sellerden dolayı verimli tarım alanları çorak alanlara dönüşüyor. Bunun üzerine radyoaktif maddelere, bir de kirlenmiş yeni topraklar eklenmesi, iklim değişikliğini tetiklemiyor mu?”

Reklamlar
Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: