‘Çanakkale müstemleke şehri değildir’

Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Hicri Nalbant, bugün Kızılelma köyünde ÇED Halkı Bilgilendirme Toplantısı’na katılmalarını Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna’nın emri ile engelleyen jandarmaya karşı bir açıklama yaparak, “Kazdağı ve yöresinde, Çanakkale ilinde, bir yandan ibret verici diğer yandan da halkın bir araya ve yan yana geldiğinde ne de güzel işler yapabileceğine dair umut verici gelişmeler yaşanmıştır” dedi.

Nalbant, yaptığı yazılı açıklamada, havasını soludukları, sularını içtikleri, meyvesini sebzesini peynirini yedikleri dağlarında uzun bir süredir yabancıların dolaştığına dikkat çekerek, “100 binlerce insanın zirai faaliyetlerden geçindiği, ‘Bin Pınarlı İda’nın tepelerinde vadilerinde bir süredir yabancılar dolaşıyor. Çanakkale ilinin hemen yanıbaşında, tepelerinde, dağlarında, yeraltı ile yerüstü su havzalarının üzerinde cirit atan ‘Madenci Şirketler’ almış oldukları sondaj ruhsatları ile arsızca ve hayasızca faaliyetlerine devam ediyor. Daha şimdiden gelinen noktada onlarca köyün ve Çan ilçesinin sokak çeşmelerinden akan sular bulanmış, yöre halkı para ile satın aldıkları damacana suyuna muhtaç bırakılmıştır” dedi.

Bugüne kadar Biga Elmalı, Lapseki Şahinli, Bayramiç Kuşçayırı, Çan Söğütalan, Bayramiç Muratlar’da yöre halkının yan yana omuz omuza gelerek madencilik şirketlerini istemediğini tutanaklar ile kayda geçirdiğinin altını çizen Nalbant, “Bugün sabah, Çan’ın Kızılelma köyünün onurlu ve vatansever insanları dağlarında yapılması planlanan madencilik faaliyetlerini istemediklerine dair tutanaklarını komşu köyler adına muhtarları ile birlikte imzalamıştır, Kısacası onlar da tarihe not düşmüştür” dedi.

‘Şirketler sabıkalı’

 Altın madencilik şirketlerinin değişik ülkelerde soykırıma başvurduğunun açık olarak görüldüğünü öne süren Nalbant, “Bu konuda Güney Amerika ve Güneydoğu Asya ülkelerinde mahkemelerde davalar açılmıştır. Soykırımdan bir basamak aşağıda olmak üzere, pek çok ülkede insan hakları ihlal suçlarının işlenmiş olduğu tarihin kayıtlarında vardır” dedi.

‘Newmont’un soykırım ve insan hakları sicili kabarık’

 Nalbant açıklamasında, ilginç olarak yörelerinde faaliyet gösteren Newmont Mining şirketinin soykırım ve insan hakları ihlalleri konusunda pek çok vukuatının olduğunu iddia ederek, “Sicilinin kabarık olduğu, hakkında soykırım ve insan hakları ihlalleri davaları açılmış olduğu görülmektedir. Tüm bunlara bakıldığında ‘altıncı şirketlerin’ Kazdağları’nda yaptığı da soykırım olduğu çok açık olarak görülmektedir. Altın, bakır gibi kirletici, zehirleyici maden işletmelerinden doğaya saçılan zehirli atıklarla işlenen zamana yayılmış, yavaş tempolu ya da “yavaşlatılmış” soykırım için ‘slow motion genocide’  terimi rahatlıkla kullanılabilir” dedi.

Bu yabancı şirketlerin yanlarına aldığı yerli işbirlikçileri ile birlikte bugün Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yasadışı, yöre halkı ve Çanakkale halkının katılmasına izin verilmediği ÇED toplantısı yaptığını belirten Nalbant, “Bu toplantı Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu avukatlarının ve Çanakkale Belediyesi Başkan Vekili Av. Muharrem Erkek’in de tespitleri ile halka rağmen yapılmış bir ‘kandırmaca’ toplantıdır “ dedi.

‘Tarih önünde hesap verecekler’

 Nalbant, bu durumun Alamos Gold  ile Newmont firmasının Ağı Dağı, Kirazlı altın işletmesi projesi biz Çanakkale halkının, Çan, Bayramiç yöresi ve köylerinin suyuna, yaşam alanlarına, geçim kaynaklarına yapılan açık bir saldırı olduğunu öne süren Nalbant, şunları söyledi: “Çanakkale’nin içme kullanma ve tarımsal faaliyetlerinde kullandığı su kaynağı Atikhisar baraj göleti, altın üretimin kaçınılmaz  sonuçları olarak  arsenik, kurşun, bakır, cıva gibi ağır metallerle dolacak, göl ‘atık ve asit gölüne dönüşecek’ kısacası çeşmelerimizden zehir akacaktır. Bu duruma en başta Sayın Çanakkale Valisi’nin izin vermemesini beklerdik. Ancak kolluk kuvvetleri Kızılelma ve Kirazlıda, daha önce başka köylerde yapılan ÇED toplantılarından çok farklı olarak, yöre halkının haklı tepkilerine müsaade etmeyen bir tutum göstermişlerdir. Bu durum halka rağmen ne yapılmak isteniyor sorusunu akla getirmektedir.” 

Halka karşın yangından mal kaçırırcasına yaşam alanlarımıza, su kaynaklarımıza yapılan bu vahşi saldırının arkasında kimler olduğunu soran Nalbant, şöyle konuştu: “Türkiye Cumhuriyeti bir müstemleke devleti olmadığı gibi, Çanakkale ili de bir müstemleke şehri hiç değildir. 1915 yılında tankları, topları ve gemileri ile işgal edemedikleri yöreyi ve bölgeyi, altıncı şirketleri ile geçebileceğini düşünenler yanılıyor. Bu faaliyetlere izin verenler, buna ortak olanlar er ya da geç tarihin önünde hesap verecektir.”

One Comment to “‘Çanakkale müstemleke şehri değildir’”

  1. Çanakkale ve cevresinin yaşam kaynagıdır kaz dağları….ak çiğerleridir…suyumuzu havamızı bu dağlar sağlar.Nasıl bu kadar akıl fukarası olur insanda kendi kendisine zarar verebilir………izin vermemeliyiz dağlarımızın dağilmasına toprağımızın kirlenmesine ….merkez Çanakkalemizin bir istanbul gibi istilasınıda istemiyoruz…bu boğazda temiz kalmalı ve doğal olmalı…işte sesinizi duyurmak istiyorsak birlik olmalıyız …Çanakkale cevre platformu tüm kalbimle sizin yanınızdayım ve eğer bir destek kampanyası başlatırsanız ….. tüm türkiyeden destek alacağınıza inanıyorum yolunuz acık olsun ….uzak olsakta kalbimiz sizinle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: