Bir HES zaferi de Kastamonu Çatalzeytin’den

Son yıllarda Türkiye gündeminde sürekli ön planda yer alan akarsularımıza yapılmak istenen binlerce hidroelektrik santrala (HES) karşı mücadelede bir hukuk zaferi de Kastamonu’dan geldi.  Kastamonu İdare Mahkemesi Çatalzeyti ilcesi sınırları içerisindeki Akçay deresinde yapıllam istenen HES projesini iptal etti.

Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesi sınırları içerisindeki Akçay deresine HES Enerji Üretimi Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından yapımı planlanan Yunuslar Regülatörü ve HES ile Yardımcı Tesisler Proje Tanıtım Projesi hakkında Kastamonu İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün 25 Haziran 2010 gün ve 1675 sayılı yazısı ile bildirilen (Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir kararı vermişti. Kurulmak istenen Yunuslar Regülatörü ve HES’e karşı Erçeller ile Piri köyleri muhtarları öncülüğünde köylüler ile  Çatalzeytin Âşıkları Çevre Platformu, avukatları Yakup Şekip Okumuşoğlu aracılığıyla Kastamonu İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı. 

Kastamonu Valiliği’nin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşın açılan davada bilirkişi incelemesinde bölgenin “çevre etkisinin yüksek düzeyde” ve “yapılacak HES’le birlikte geriye dönük olumsuz sonuçlar doğuracağı” saptaması ile mahkeme, çevrenin ve yaşam kaynaklarından yana verdi.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimleri ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ayten Karaca, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üye Doç. Dr. Mehmet Lütfi Süzen, Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Selim Latif Sanin’den oluşan bilirkişi heyeti 3 Haziran 2011 tarihinde mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrası hazırladığı raporda, özetle şöyle dendi: “Yunuslar HES projesi deniz seviyesinden 242 metre yükseklikten basınçlı boru içine alınacak dere suyunun dere yatağı boyunca 11,8 kilomotere taşıdıktan sonra, deniz seviyesinden 33 metre yükseklikte inşa edilecek iki adet türbini kullanarak elektrik enerjisi elde etmekte kullanılmasını sağlayacak bir tesisten oluştuğu, söz konusu yerde hazırlanan proje PTD’sinde belirtilen akarsu debisinin 5,9 m3/s’den fazla olması gereken su debisini sağlamasının mümkün olmadığı, ayrıca Yunus HES inşaatı sırasında 460 000 m3 hafriyat oluşacağnını belirtildiği, bu sonuca ulaşmada kullanılan hesaplama yöntemleri PTD’de yer almadığı için söz konusu miktarın doğruluğunu (az veya çok) belirlemenin mümkün olmadığı, “ÇED gerekli değildir” kararı verilirken hafriyat miktarının ne kadar dikkate alındığının bilinmediği, projede dere yatağı boyunca büyük miktarda kum, çakıl ve zemin malzemesinden oluşacak bir dizi işlem planlaması ve potansiyel olarak dere yatağına zarar verebilecek bu uygulamaların büyüklüklerinin bilinmeden izin verilmesinin doğru olmadığı, dere yataklarının korunması gereken doğal yapılardan olduğu,Yunus HES Projesi için yapılması planlanan kum-çakıl işletmesi Akçay deresinin su kalitesini bozacağı,HES projelerinde pasa alanı olmamasının bir eksiklik olduğu, projenin çevreye zarar vermeden yönetilemeyeceği, dere yatağında olmayan, yamaç hareketleri açısından duyarlı bir bölgede pasa alanı oluşturulması gerektiği, PTD’sında proje alanında yaşamlarını sürdüren canlılar ve bitki örtüsü hakkında bir değerlendirmenin olduğu, ancak bu değerlendirmelerde çok hassas olmamakla birlikte proje alanında yaşayan ve projeden etkilenebilecek (zarar görebilir ve az tehdit altında) canlı türlerinin olduğunun belirtildiği, bu nedenle faaliyet sahibinin ekoloji konusunda ne kadar yetkin olduğu belirtilmediğinden, çalışanlara yapılacak bilgilendirmenin ve çalışanlara yapılacak uyarıların da etkinliği değerlendirilemediği, bu canlı türlerini korumanın nasıl yapılacağının açık olarak belirtilmesi ve uygulanacak yöntemlerin denetimi mümkün takip panlarının hazırlanmasının gerekli olduğu, yolların durumu ve yapılacak işlemler PTD’sında yer almadığı, PTD incelendiğinde, başka bir amaçla verilen topografik harita proje yakınında heyelan bölgesi olduğu görüldüğü, bu nedenle heyelan konusu ve projenin etkileşimi önemli bir şekilde dikkate alınmasının gerektiği, hidroelektrik santralleri için hazırlanan projeler sadece santral ile ilgili yapıları içermekte olduğundan, iletim hatları için ayrıca değerlendirmenin yapılamadığı, proje alanındaki tarımsal alan belirleme çalışmalarının çok yüzeysel yapıldığı,dere boyunca var olan tarım alanlarının büyüklükleri, tarımsal faaliyetlerin türleri ve su ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları, Akçay deresinin bu uygulamalarda ne kadar önemli olduğu PTD’sında yer almadığı belirtilerek Yunuslar HES projesinin; su hesapları açık olmadığı ve bir tutarsızlık görüldüğü, su miktarları hatalı olduğu, dikkate alınmamış su kullanımları dosyada beyan edildiği (içme suyu ve yeraltı suyu), proje bölgesinde çalışmadan etkilenecek canlı türlerinin olduğu, projenin dere yatağında planlandığı, hafriyat bölgesine ihtiyaç olduğu ve projede kapsanmadığı, kırma-eleme tesisinin yapılması öngörülen yaklaşımın dere yatağına çok zarar vereceği, bölgenin heyelan potansiyali taşıdığı, proje, mansap (derenin alt bölgeleri) için su kalitesinde değişim ve kirlilik potansiyeli oluşturduğu, yerleşim yerleri ile proje bölgesinin iç içe olması ve aynı yol hattını kullanılacağı, tarımsal alanlar için çevresel etkiler ve büyüklükleri belirlenmediği, iletim hatlarının planlama dışı tutulduğu, havza planlamasının yapılmadığı ve Akçay deresi havzasında gelecek yıllardaki beklentilerin belirlenmediği için ÇED sürecine tabi olması gerektiği,bu sorunlara net, uygulanabilir ve izlenebilir çözümler üretilmesi için ÇED çalışmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.”

Aralarında Erçeller ve Piri Köy muhtarlarının da bulunduğu Çatalzeytin Âşıkları’nın davasında oybirliği ile alınan 13 Aralık 2011 tarih ve 2011/96 sayılı Kastamonu İdare Mahkemesi kararında şöyle dendi: “…proje alanında su hesaplarının açık olmadığı, proje bölgesindeki çalışmalardan etkilenecek canlı türlerinin olduğu, projenin hafriyat bölgesine ihtiyaç olduğu, ancak belirtilmediği, kırma eleme tesisinin yapılması öngörülen yaklaşımın dere yatağına çok zarar vereceği (…) havza planlamasının yapılmadığı ve Akçay Deresi havzasında gelecek yıllardaki beklentilerin belirlenmediği gibi hususlar dikkate alındığında çevreye ilişkin doğal dengenin bozulacağı kanaatine varılmıştır.” 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: