Fukuşima hafızalardayken Akkuyu’da nükleer ısrarı niye

Sekretaryasını TMMOB Elektrim Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi’inn yürüttüğü Nükleer karşıtı Platform (NKP) İzmir Bileşenleri, Fukuşima nükleer felaketinin birinci yıl dönümünde Cumuhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı ve insan zinciri eylemi gerçekleştirdi. NKP İzmir Bileşenler adına EMO İzmir Şubesi Eğitim Sorumlusu Talat Canpolat’ın okuduğu açıklamada, rüzgar, güneş, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla önem verilmesi, nükleer enerji santrallarına harcanak 20’şer milyar dolarların temiz ve çevreci kaynaklara harcanması talep edildi.

Canpolat, basın açıklamasında, 11 Mart 2011 tarihinde Japonya’da yaşanan deprem ve sonrasında Japonya kıyılarını vuran büyük tsunami dalgalarıyla Fukuşima Daiçi Nükleer Enerji Santralı’nda yaşanan büyük yıkımın üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatarak, “Yıkımın tam bilançosu bile bilinmezken, yaşanan felaketin boyutları kamu oyundan gizlenirken ne yazık ki büyük bir bilgi kirliliği ve bilgi gizlenmesi süreci tüm boyutları ile yaşanmaktadır. Ne yaşanan ölümler, ne evsiz kalan insan/aile sayısı ve ne de doğada yaşanan yıkımın bir envanteri kamu oyu ile paylaşılmamıştır” dedi.

Japon Nükleer ve Endüstriyel Güvenlik Ajansı (NISA) felaketin seviyesini, “Büyük Kaza” seviyesi olan 7. seviye olarak açıkladığına dikkat çeken Canpolat, “Açıklanan bu seviye 1986 Çernobil kazasıyla aynı seviyedir. Yaşanan büyük felaketin ardından bölgede yaşayan insanlar önce 10 kilometre kazanın büyüklüğü görülmesinden sonra 20 kilometre çapında bir alanı içerecek şekilde bölgeden uzaklaştırılmıştır. Doğa, hem toprak/tarım alanları hem de deniz suyu/ denizdeki yaşam olarak büyük bir radyoaktif kirlilikle karşı karşıya kalmıştır. Normalde ölçümlenen radyoaktif etkilenimden 1 milyon kat büyüklükte ölçümlenen radyoaktif sızıntı yaşamı tüm boyutları ile tehdit eder duruma gelmiştir” dedi.

Yıkıcı sonuçları insanlığın hafızasına kazınacak

Canpolat, 26 Nisan 1986 tarihinde Çernobil Nükleer Santralı’nda yaşanan yıkımın dünyayı nasıl etkilediği hala hafızalardan silinmediğini belirterek, “Yaşanan ölümler sonrası radyoaktif bulutların etkilediği insanların çocuklarında gözlenen anomali düzeyindeki bozukluklar ve tarım ürünlerinin hala radyoaktif kirlilik içermesi nükleer santrallarda yaşanan felaketlerin, (kaza demiyoruz, çünkü yaşanan bu felaketleri ‘kaza’ diye açıklamak yanlış olur) yıkıcı sonuçlarını acı tecrübelerle insanlığın hafızasına kazımıştır” diye konuştu.

Tüm bu yaşananlar karşısında enerji arz güvenliğinin sağlanması bahanesiyle halk güvenliğini hiçe sayan, dünyada birçok olumsuz örneği varken, nükleer enerji santrallarını ülkemize dayatan anlayışa karşı çıktıklarını kaydeden Canpolat, “Fukuşima`da yaşanan felaketi mutfak tüpü kazalarıyla karşılaştırarak, bilimsel verilerle adeta alay eden bu anlayışın enerji arz güvenliği bahanesine sığınmasını gerçekçi bulmadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

Nükleer macera yeni ölümlerin karşılığı mı?

İlk ünitesi bundan yaklaşık 10 yıl sonra devreye alınacağı söylenen, 4. ünitesinin 10-15 yıl sonra devreye alınacağı planlanan Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nda çalışmalara yangından mal kaçırırcasına hız verildiğini öne süren Canpolat, şunları söyledi: “ÇED süreci başlatılmıştır. Yaşanan bunca acı felaket varken, tamamlandığında ülkemizin kurulu elektrik gücünün yüzde 5-7`sine karşılık gelecek böyle bir santralın yapılma gerekçesi nedir? Dünyada gelişmiş ülkeler nükleer enerji politikalarını bir bir gözden geçirir, askıya alır, iptal ederken, bizim 20 Milyar ABD Doları harcanarak yapılacak bir nükleer enerji santralı macerasına girişmemiz neyin karşılığıdır? Yeni ölümlerin mi?”

NKP İzmir Bileşenleri olarak, bu mücadelede bize destek veren tüm paydaşlarımızla Türkiye’de nükleer enerji santralı istemediğini kamuoyuna bir kez daha duyurmak istediğini belirten Canpolat, şöyle konuştu: “Kısıtlı olan ülke kaynaklarımızın uluslararası nükleer lobiye peşkeş çekilmesini istemiyoruz. Biz rüzgar, güneş, jeotermal, vb yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarımıza daha fazla önem verilmesini, nükleer enerji santrallarana harcanacak 20 milyar dolarların temiz ve çevreci enerji kaynaklarına harcanmasını talep ediyoruz. Biz ölümü değil yaşamı istiyoruz, ne biz, ne gelecek kuşaklar ülkemizde ölümle burun buruna bir yaşam istemiyoruz. Barış içerisinde, savaşsız güvenli bir hayat ve güvenli bir Dünya istiyoruz. Tüm bu söylenenlerin ışığında siyasi iradenin bu nükleer gidişe bir ‘dur’ demesini istiyoruz.”

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: