Almanya’ya yenilenebilir enerji şoku

Almanya gibi çok elektrik kullanan bir sanayi ülkesinin enerji dönüşümünü başarması zor. Üretim ve dağıtım kapasiteleri uyuşmuyor.

Nükleer santralları kapatmaya karar veren Almanya’nın enerji tedarikindeki dönüşümü başarabilmesi için altyapının bir an önce geliştirilmesi gerekiyor. Rüzgâr enerjisi branşının önemli tedarikçilerinden Siag Schaaf’ın iflas etmesi, tükenmez enerji kaynaklarına geçişin sanıldığı kadar kolay olmayacağını gösterdi. Uzakdoğu’nun fiyat rekabeti ve teşviklerin azaltılması yüzünden krize giren güneş enerjisi branşı gibi rüzgârcılık da tehlikede mi?

Hatlar yenilenebilir enerjiyi kaldırmıyor

Teknolojisi karmaşık ve oldukça zor. Maliyet milyarlarca euroyu buluyor ve elektrik enerjisini taşıyacak olan dağıtım şebekesi üretime ayak uyduramıyor. Ama uzmanlar rüzgâr enerjisini parlak bir geleceğin beklediğinden eminler. Öncelikle Kuzey ve Baltık denizlerindeki rüzgâr türbini parklarının büyüme potansiyeli oldukça yüksek. Ama çalışmalar umulduğundan yavaş ilerliyor. Bu branşta faaliyet gösteren şirketler, yenilenebilir enerji yasasında yapılacak değişikliğin kendilerini dezavantaja uğratmasından endişeli.

Pricewaterhouse Coopers adlı danışmanlık şirketinden Norbert Schwieters, yenilenebilir enerjiler arasında güneş enerjisinin aksine, rüzgâr enerjisinin teşvike ihtiyaç duymayan istikrarlı bir branş olduğunu söylüyor. Schwieters’e göre en büyük potansiyeli, deniz kıyısının açıklarında kurulmakta olan takım halindeki rüzgâr türbinleri taşıyor. Ancak, açık denizlerde yel değirmenleri dikmek teknolojik bakımdan son derece zahmetli.

Büyük ekonomik potansiyel

Alman uzman, bu branşın henüz gelişme aşamasında olduğunu ancak sınırsız büyüme potansiyeli açısından geleceğin enerji kaynağı olacağını belirtiyor. Almanya’da 30 “rüzgâr tarlasına” ruhsat verildi. Çok sayıdaki rüzgâr türbininden oluşan 69 rüzgâr parkı için de resmî makamlara ruhsat başvurusu yapıldı. Bütün bu tesislerin tamamlanabilmesi için 100 milyar avroluk sermaye gerekiyor. Enerji devrimi sadece büyük imalatçılara yaramakla kalmayıp orta ölçekli tedarikçi şirketlere ve rüzgâr yan sanayine yepyeni imkanlar yaratıyor. Makinecilik, nakliyatçılık, montaj ve bakım gibi servisleri veren şirketlerin sayısı artıyor.

Bu branşa endekslenen şirketler arasında da iflasların olabileceğini belirten uzmanlar, yine de durumun güneş enerjisinden farklı olduğunu ve güneş branşında faaliyet gösteren şirketlerin maddi teşvikler sayesinde ayakta durabildiğini hatırlatıyor.

Karadaki rüzgâr türbinleri ise artık artmıyor. Almanya’nın güney bölgelerindeki, sürekli rüzgâr alan alanlar genişlemeye müsait. Rüzgâr zengini Kuzey Denizi kıyılarında ise neredeyse adım başına bir türbine rastlanıyor. Almanya’nın kuzeyindeki eski türbinlerin yenileriyle değiştirilmesi ise önemli bir gelir ve istihdam kaynağı oluşturuyor.

Kıyılar kuşkonmaz tarlasına döndü

Kuzey Alman Eyalet Bankası’nın enerji uzmanı Holger Fechner, karadaki rüzgâr türbinlerinde önemli bir artış beklemediğini, açık denizlerdeki tesislerin de beklenen çabuklukla tamamlanamadığını söylüyor. Fechner’e göre Alman rüzgâr teknolojisinin dış pazarlardaki iş potansiyeli ise oldukça yüksek.

Açık denizlerdeki kuruluş maliyetinin milyarlarca avroyu bulması, yüzde 9’a varan getirisine rağmen büyük yatırım şirketleriyle emeklilik fonlarının gözünü korkutuyor. Bir diğer olumsuz faktör de tesislerin elektrik şebekesine bağlanmasında meydana gelen gecikmeler. Almanya’nın kuzey – güney yönündeki elektrik nakil kapasitesi denizlerden gelen enerjiyi kaldırabilecek kapasitede değil. Dağıtım şebekesine de milyarlarca euroluk yatırım yapılması gerekiyor.

Alman Enerji Ajansı’nın hesaplamalarına göre 2020 yılına kadar 3 bin 600 kilometrenin üzerinde yüksek gerilim hattı çekilmesi gerekiyor ki üretilen elektrik tüketildiği noktaya ulaştırılabilsin. Ruhsat işlemleri uzuyor. Gerekli bilirkişi raporlarının sayısı durmadan artıyor. Dağıtım şebekesinin, öncelikle açık denizlerde üretilen elektrik enerjisinin yumuşak karnı olduğu söyleniyor.

Planlama güvenliği

2020 yılına kadar, denizlerde üretilen elektrik enerjisini 10 bin megavata çıkarma hedefini tutturmanın imkânsız olduğunu belirten uzmanlar, yeterli nakil hattı olmadığı için 7 bin megavata ulaşmanın büyük bir başarı sayılacağını ve karadaki nispeten zayıf türbinlerin bile “nakil hatlarından taştığı” için yüzde 70 oranında kullanılabildiğini ifade ediyor.

Yenilenebilir enerjiler yasasının, “rüzgâr enerjisinden elde edilip şebekeye aktarılan elektrik için ödenen teşviklerin azaltılabileceği” şeklindeki maddesi planlama güvenliği ve finansman kaynağı bulma açısından handikap olarak tanımlanıyor. Bankaların artan finansman riskini kredi maliyetine yansıtması da yatırımcıyı ürkütüyor. Yenilenebilir enerjiler yasasının temelini şimdiye kadar, “rüzgâr enerjisinden kazanılan elektriğin yüzde 100 oranında şebekeye verilmesi karşılığındaki maddi teşvik” oluşturmaktaydı. (Deutsche Welle Türkçe)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: