Isparta’dan ‘su savaşları’ uyarısı!

YUSUF YAVUZ

Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu tarafından yapılan açıklamada, Isparta’nın içilebilir su kaynaklarının hidroelektrik santrallar (HES) ve taş ocakları nedeniyle yok edileceği öne sürüldü. Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada yakın gelecekte su savaşlarının beklendiği uyarısında bulunulan açıklamada, bölgedeki HES projelerinin iptal edilmesi istendi.

Isparta’nın Türkiye’nin en önemli su kaynaklarının üzerinde bulunduğunun altı çizilen açıklamada, bölgede projelendirilen HES’lerin tamamının üretime geçmesiyle birlikte  içilebilir su kaynaklarının yokedileceği belirtilerek, “Enerji bakanesiyle bölgenin ve halkın geleceğiyle oynamayın” uyarısında bulunuldu. Türkiye’nin önemli su havzalarından biri olan Yukarı Köprüçay Havzası’nda, Kasımlar Barajı ve HES ile Başak ve Bora HES başta olmak üzere Kartoz Çayı, Isparta Çayı, Ağlasun Çayı, Çukur Çayı, Gökbel, Kovada Çayı, Aksu Çayı, gibi bölgenin belli başlı su kaynakları üzerinde çok sayıda proje bulunuyor.

ABD Dışiylerinin istihbarat rapor: 2022’de su savaş nedeni olacak 

ABD istihbarat birimlerinin hazırladığı ve geçen hafta dünya basınında geniş yer bulan bir raporda, dünyayı “su savaşları”nın beklediği, kuraklık, seller ile taze su eksikliğinin önümüzdeki yıllarda önemli bir küresel istikrarsızlık ve çatışmalara yol açacağının belirtildi.  Su ve su kaynaklarının önümüzdeki 10 yıl içinde devletler arasında gerilimler yaratabileceği, ulusal ile küresel gıda piyasalarını bozacak tehditler oluşturabileceği belirtilen raporda, 2022 yılından başlayarak özellikle Güney Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika’da su kaynaklarının bir savaş ya da terör aracı olarak kullanabileceği vurgulandı.

Suyu korumanın bedeli pahalı olacak 

Raporda, yoksulluk, sosyal gerilim, zayıf liderlik ve zayıf hükümetler ile birlikte sel, az ve kalitesiz su, devletlerin başarısızlığı gibi etkenlerin istikrarsızlığa katkıda bulunacağı belirtilerek, ülkelerin büyük sel akınına uğrama ya da su kaynaklarını kaybetme korkusu yüzünden, su altyapısını korumak için pahalı önlemler almak zorunda kalacakları da vurgulandı.

Türkiye en kritik bölgede 

10 ülkeyi kapsayan Nil nehri havzasıyla, Türkiye, Suriye ve Irak’tan geçen Dicle ve Fırat nehirlerini, İsrail-Filistin sorunu bağlamında Ürdün nehrini, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet’i etkileyen İndus havzasını ABD ulusal çıkarları açısından en kritik bölgeler olarak nitelendiren raporun tamamına, http://www.smashwords.com/books/view/144718#longdescr adresinden ulaşılabiliyor.

‘Halkın geleceğiyle oynamayın’ 

Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyayı bekleyen su savaşlarları tehdidi öngörüsü üzerine yazılı bir açıklama yapan Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu, yetkilileri uyardı. Isparta’nın Türkiye’nin en önemli su kaynaklarının üzerinde bulunduğunun altı çizilen açıklamada, bölgede projelendirilen HES’lerin tamamının üretime geçmesiyle birlikte  içilebilir su kaynaklarının yokedileceği belirtilerek, “Enerji bahanesiyle bölgenin ve halkın geleceğiyle oynamayın”  dendi.

Dünyada 1 milyar insan bir damla suya muhtaç 

Dünyanın içilebilir su kaynaklarının oranının yalnızca yüzde 2,5 olduğunun altı çizilen açıklamada,“UNICEF’in açıkladığı verilere göre yaklaşık 1 milyar insanın bir damla suya muhtaç olarak yaşamını sürdürdüğü belirtiliyor. Dünyayı bekleyen su krizinden ülkemiz ve bölgemiz de derinden etkileneceği bilimsel verilerle de ortaya konulmakta. Nehirler, göller ve yeraltı su kaynakları açısından kendine yetebilecek potansiyele sahip olan Isparta ve çevresinde projelendirilen HES’ler su kaynaklarımızı tehdit etmektedir” dendi.

Üniversitenin burnunun dibinde taş ocağı ayıbı 

Isparta bölgesinde faaliyetine izin verilen onlarca taş ocağının, dinamitli çalışmalar nedeniyle yeraltı suyu dengesini bozduğunun belirtildiği açıklamada, programsız, plansız ve denetimden uzak yürütülen mermercilik faaliyetlerinin yüzey ve yeraltı sularını kirlettiği öne sürüldü. Açıklamada, “kentin her yerinde gelişigüzel dağıtılan taş ocağı ruhsatlarının en çarpısı örneklerinden biri de, bir bilim yuvası olması beklenen Süleyman Demirel Üniversitesi’nin yerleşkesinin hemen yanı başında verilmiştir. Kentine ve doğasına karşı sorumlu olan bir üniversitenin burnunun dibinde yürütülen taş ocağı faaliyeti o üniversitenin yetiştireceği bireylerin vicdanlarında derin yaralar açmaktadır. Bu ayıp sektördeki plansızlığın en somut göstergesidir” dendi.

Küresel güçlerin gelecekte yaşanması muhtemel su savaşlarını önlemek için değil, bu savaşları kendi çıkarları için fırsata dönüştürecek politikalar geliştirdiğinin vurgulandığı açıklamada, sağlıklı gıdanın en önemli  güvencesi olan su kaynaklarının kısa vadeli çıkarlar uğruna yok edilmemesi istendi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: