Ekosit adım adım geliyor…

Ekosit mi? O da ne? Nereden çıktı? Son zamanlarda bir hayli duymuş olduğumuz, ama pek de hoşlanmadığımız başka bir şeye benzemiyor mu? Örneğin jenosite, yani soykırıma? Türkçe sözlük jenositi Bir insan topluluğunu, ulusal, budunsal (etnik), dinsel nedenlerle yok etmek diye tanımlıyor. Bu, uluslararası hukuka girmiş olan çok ciddi bir insanlık suçu. Bu tür olguları ele alıp kendine dert eden ve bütün dünyaca tanınmış yargı kurumları var. Bir takım insan kasapları bu suçla yargılanıyorlar ve yaşam boyu hapse mahkûm ediliyorlar.

İşte, jenosite, bu suça gönderme yapan yeni bir kavram konuşulmaya ve gündeme oturmaya başladı: ekosit. Bu kavramı savunanlar şöyle diyor: Bir takım güçlü iktidar sahipleri kararlar alıyorlar ve bazı projelere yeşil ışık yakıyorlar. Ancak bu girişimler sonuçlarıyla büyük insan topluluklarının hem günlük yaşamlarını, hem de geleceklerini aşırı bir tehlikeye atıyor. Atmanın ötesinde ölümlere ve kırımlara neden oluyor. Bu, tartışılmaz bir insanlık suçudur. Böyle olunca da bu tür suçları uğraşı alanı yapacak yargı kurumlarına gereksinim var. Öyle ki, ekolojik canavarlık yapanlar yargılansın ve cezalandırılsın.
Böylesine bir yaklaşımın ilk belirtileri, geçtiğimiz ay içinde, peşi peşine değişik yerlerde görülmeye başlandı. İtalyada, Fransada, İngilterede. Kamuoyunda ağırlığı olan kişiler ekosit çabalarına destek vermeye başladılar. Böyle bir gelişme bizleri de ilgilendirmiyor mu? Ne yani? Böylesine bir yargı mekanizması kurulduğu zaman, ülkemizde yaşanan, ya da yaşanmış olan orman kıyımları, su kıyımları, tarım kıyımları ekosit konusu mu olacak? Bir takım anlı, şanlı büyüklerimizi uluslararası mahkemelerde sanık koltuğunda mı göreceğiz?

Yüzlerce kişinin ölümünün cezası 16 yıl hapis

İtalyada uzun süren bir yargı sürecinden sonra geçen ay yargının keskin kılıcı düştü. Amyantlı levha (Eternit) üreten firmanın iki milyarder patronu 16 yıl hapse mahkûm oldu. Firma aslında İsviçreli bir firmaydı, ama İtalyada bir fabrikası vardı. Burada (ülkemizde de bir zamanlar duvarlarda, çatılarda çok kullanılmış olan) amyantlı levha üretiliyordu. Amyant belalı bir madde. Bunun tozları kansere neden oluyor. Adı geçen fabrikada işlenen amyanta karşı gereken önlemler alınmamış olduğu için 200e yakın işçi kanserden ölmüştü. Ayrıca fabrikanın yakınlarında yerleşik olan binlerce kişi de hastalanmıştı. Mahkeme hiç tereddüt etmeden cezayı bastı. Bu yargının Avrupa ortamında bir ilk olduğu konuşuluyor. Davayı birkaç yıldır sırtında taşıyan savcı Şimdiye kadar ikinci plandaki kişilere, örneğin fabrika müdürlerine ya da atölye şeflerine yükleniyorduk. Ancak sorumluluk en tepedeydi. İşte onlara da en sonunda ulaştık dedi.

Zehirli tarım ilacının da cezası var

Yine aynı günlerde, Fransada da benzeri bir yargılamayla bir ilk adım daha atılmış oldu. Bir çiftçi açmış olduğu tazminat davasını kazandı. Dava konusu gıda ve tarım şirketi Monsantonun ürettiği böcek öldürücü zehirli bir ilaçtı. Zavallı çiftçi bunu kullanırken zehirlenmiş, sakat kalmıştı. Uzun bir tedaviden sonra bile sıkıntıları hâlâ devam ediyordu. Çiftçi firmanın bu ilacın kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeleri açıkça belirtmediğini ileri sürmüştü. Mahkeme firmayı ağır bir tazminata mahkûm etti. Peşi peşine gelen bu iki mahkeme kararının örnek oluşturdukları konuşuluyor ve hukuk sisteminde çığır açacakları ileri sürüyor.

Uluslararası bir yargı sistemi kurmak gerekiyor

Mihail Gorbaçovu hepimiz anımsıyor muyuz? Sovyetler Birliğinin 1990 başlarında yaşadığı radikal dönüşümün mimarı. İktidarı bırakınca ekolojik nitelikli bir girişimin başına geçti: Green Cross International. 31 ülkede örgütlenmeyi başarmış olan bu kuruluşun sloganı İnsanlığa şans tanı, dünyaya gelecek ver. Gorbaçov geçenlerde şöyle dedi: Çocukluğum doğanın içinde, doğayla barışık geçti. Ama partinin merkez komitesine katılınca ülkede yaratılmış olan ekolojik tahribatı fark ettim. Yaratılmış olan hava kirliliğini, akarsuların pislenmiş olduğunu, orman katliamını, toprağın kirletilmiş olduğunu gördüm. O gün bugündür bu konuda suskun kalamıyorum. Ekoloji konularında uluslararası özel bir yargı sisteminin kurulmasından yanayım. Öyle ki, ekolojik suç işleyenler burada yargılansınlar, Şirket patronları da, başbakanlar da, devlet başkanları da getirilip hesap versinler. Gerekiyorsa hapse mahkûm edilsinler.

Ekosit suçu vardır. Bunun mekanizması da olmalıdır

İngilterede bir hareket başladı. Bunun amacı ekosit denen kavramı ortaya atıp kabul ettirmek. Girişimin liderleri hazırladıkları öneriyi Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine sundular ve takipçisi olacaklarını açıkladılar. Bir takım politikacıların ve onların yandaşı olan işadamlarının küçük menfaat oyunlarıyla insanlığın geleceğini tehlikeye sokan girişimlerinin insanlık suçu olarak benimsenmesini ve uluslararası bir yargı sistemine götürülmesini istiyorlar. Tabii, karşımıza çıkan ve ekosit kavramının tanımlanması sürecinde çözümlenmesi gereken bir konu bu tanımın çerçevesi içine nelerin gireceği. Örneğin, insanlığın kültürel birikimlerini tahrip edenler de böyle bir mahkemede yargılanacaklar mı? (Cumhuriyet- Yasam)

Reklamlar
Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: