Çernobil’i unutmadık, nükleer santrala izin vermeyeceğiz!

Küresel Eylem Grubu’nun çağrısı ile bir araya gelen STK’ler, Çernobil felaketinin 26. yıldönümünde, bir kez daha nükleer santral istemediğimizi söylemek için basın toplantısı düzenledi. Küresel Eylem Grubu’nun çağrısı ile Antikapitalist Öğrenciler, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu, Doğa Derneği, Greenpeace, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, TEMA Vakfı ve Yeşiller Partisi’nin ortak basın açıklamasını sanatçı, eylemci Pelin Batu okudu.  Basın toplantısı sonrasında Batu, yaşam savunucularını 28 Nisan, Cumartesi günü de saat 15.00’de, Galatasaray Lisesi önünde tekrar daha kalabalık olarak bir araya gelmeye çağırdı.

Batu 26 yıl önce, 26 Nisan 1986’da Ukrayna’da, Çernobil Nükleer Santralı’nda saat 01.23’de büyük bir nükleer facia yaşandığına dikkat çekerek, “Çernobil’in dört numaralı reaktörünün üzerindeki 500 ton ağırlığındaki masif çelik kapak gökyüzüne fırlarken, büyük miktarda radyoaktif serpinti yirmiyi aşkın ülkeyi etkilemişti. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından binlerce kat fazla radyasyon toprağa, havaya, denize karıştı” dedi.  Nükleer santral sahibi tüm devlet ve şirket yetkililerinin yaptıkları gibi Rus devlet yetkilileri de önce kazayı, sonra da kazanın sonuçlarını gizlemeye çalıştığını belirten Batu, “Oysa kazanın vahim sonuçları, en az 60 bin kişinin ölmesi, 165 bin kişinin sakat kalması ve 400 bin kişinin göç etmek zorunda kalmasıydı. Bu vahim tablo gizlenemediği için aradan 26 yıl geçmesine rağmen Çernobil felaketini unutturamadılar” dedi.

‘Türkiye de nasibini aldı’

Kazanın Ukrayna’da meydana geldiğini ama  Türkiye’nin de kazadan nasibini aldığına işaret eden Batu, “Türk Tabipler Birliği’nin ‘Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser’ raporunda; Çernobil’deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Türkiye’ye ulaştığı on gün sonra da tüm Türkiye’ye radyo aktif parçacıkların yayıldığı tespit edilmişti. Hopa’da meydana gelen ölümlerin yüzde 47,9’unun kanserden kaynaklandığı da yine aynı raporda ifade edilmekteydi” dedi.

Batu, nükleer santralların ne kadar tehlikeli olduğunu her fırsatta gizlemeye çalışan, her bir nükleer kazadan sonra çay içip, fındık yiyen, denize giren, televizyonlara, gazetelere demeçler verip artık daha güvenli nükleer reaktörler yapıldığını iddia edenlere, “biz söylemiştik” demeyi asla istemeyeceğimiz yeni bir kaza daha yaşandığını söyledi. Bbatu, bu kazanı 11 Mart 2011 tarihinde, tıpkı Türkiye gibi deprem kuşağında olan ama teknolojik olarak Türkiye’den kat be kat ileride yer alan, nükleer santralları yerinde gidilip görülen ve test edilen Japonya’da Fukuşima’da gerçekleştiğine dikkat çekti.

Tarihi kazalarla dolu

Nükleer teknolojinin tarihi kazalarla dolu olduğunu belirten Batu, “Nükleer teknolojide ne tedbir alınırsa alınsın, ne kadar teknolojik gelişme kaydedilirse kaydedilsin tehlike derecesi büyük ya da küçük çok sayıda nükleer kaza olmakta ve bu kazalar büyük hasarlara yol açmaktadır. Çernobil ve Fukuşima sadece isimlerini en fazla dile getirdiğimiz kazalar” dedi.

‘Tarihi yanlar, yolsuzluklarla, rüşvetle dolu’ 

Nükleer teknolojinin tarihi aynı zamanda yalanlarla, yolsuzluklarla, rüşvetle dolu olduğunu öne süren Pelin Batu, şunları söyledi: “AKP hükümeti Akkuyu’da yapılacak nükleer santralın ‘en ileri teknolojiye sahip, depreme ve uçak çarpmasına dahi dayanıklı, bırak git reaktörlerinden’ olacağını iddia ederken, santralın yapımı için anlaştığı Rosatom şirketinin uzmanlığından, güvenilirliğinden bahsetmekteydi. AKP hükümetinin uzmanlığı ve güvenirliliği açısından yere göre sığdıramadığı Rosatom şirketi, bugün Rusya Federal Savcılığı’nın soruşturması altında. Şirketin teknolojik, ekonomik ve politik skandalları ayyuka çıkmış durumda. Şirket yolsuzlukla ve nükleer reaktörler için adi malzeme satmakla suçlanırken, şirketin satın alma müdürü, makine yapım tesisi için düşük kalitede hammadde satın almak ve geriye kalan parayı kendinde tutmakla suçlanarak tutuklandı. Akkuyu Nükleer Santralı inşası için Rosatom ile yapılan sözleşme ise  ‘yap işlet ve santralin sahibi ol’ modeline dayanıyor. Rus şirketi nükleer santralı hem finanse edecek hem işletecek hem de sahibi olacak. Bu koşullar altında Rosatom şirketinin, maliyet yatırımlarını azaltmak ve inşaat süresini kısaltmak için elinden geleni yapacağı da aşikâr.”

Dünya vazgeçiyor

 Fukuşima felaketinin ardından dünyanın nükleer enerjiden vazgeçtiğini kaydeden Batu, Şöyle konuştu: “Hem nükleer bomba felaketini hem de nükleer kazayı acı deneyimlerle yaşayan Japonya, 54 nükleer reaktöründen vazgeçti. Almanya yedi nükleer santralını kapattı, 2022 yılına kadar da tüm santrallarını aşamalı olarak devre dışı bırakacak. İsviçre, 2034 yılına kadar beş nükleer santralını kapatma kararı alırken, üç yeni nükleer reaktör planını iptal etti. İtalya’da, Haziran 2011’de yapılan referandumda halkın yüzde 95’i nükleer santral istemediğini söyledi. Bunun sonucunda İtalya nükleer santral kurulmayacak ülkeler listesine katıldı.  Bulgaristan hükümeti Rosatom şirketi ile yaptığı 2000 MW’lık nükleer santral projesini ekonomik sebepler ve Rusya’ya artan enerji bağımlılığı sebeplerinden dolayı tek taraflı olarak iptal etti.”

Türkiye’de de durumun farklı olmadığına dikkat çeken Batu,  “Greenpeace’in Nisan 2011’de açıkladığı, A&G araştırma şirketine yaptırılan kamuoyu araştırması sonuçları Türkiyelilerin yüzde 64’ünün nükleer istemediğini söylüyor. Nükleeri güvenli bulmayanlar da eklenince bu oran yüzde 73’e çıkıyor. Akkuyu’ya nükleer santral kurmak isteyen şirket daha geçenlerde Mersin’de bomboş salonlarda ikna turları attı. Akkuyulular 40 yıldır nükleere karşı direniyor” diye konuştu.

Batu, rüzgâr, güneş, jeotermal, dalga gibi yenilenebilir enerji kaynakları dururken Çernobil, Fukuşima gibi felaketleri insanlara yaşatan, her an benzer bir felakete yol açma potansiyeline sahip, tehlikeli, maliyetli, yüzyıllarca olağanüstü koşullarda saklama zorunluluğu olan atıklar üretecek bir enerjiyi istemediğimizi bir kez daha dile getirdiklerini söyledi..

Türkiye’de çok sayıda hükümetin nükleer santral kurma girişiminde bulunduğuna işaret eden Batu, “Hiçbiri başarılı olamadı. AKP hükümeti de ne Akkuyu’da ne Sinop’ta ne de başka bir yerde nükleer santral kuramayacak. Çünkü Türkiye’nin yüzde 73’ü nükleer santralların tehlikeli olduğunu biliyor. Çünkü ne Çernobil’i unuttuk ne de Fukuşima’yı ve yeni nükleer felaketlerin yaşanmaması için nükleer santral kurulmasına izin vermeyeceğiz. Zamanında radyasyonlu çayları içenlere, dünya nükleerden vazgeçerken önerimiz, nükleer santral kurma fikrinden vazgeçmeli ve üzerine bir bardak soğuk su içmeleridir” dedi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: