Çevre Bakanlığı ve nükleer TAEK’in 23 Nisan icraatları


OYA KOCA

12 Haziran 2011’de Trabzon milletvekili seçilen kırk yıllık müteahhit , sekiz yıllık TOKI başkanı Erdoğan Bayraktar’a biçilen , ona göre biçimlendirilen yeni Çevre ve Şehircilik Bakanlığın kuruluş ilanı, Resmi Gazete’de aşağıdaki dolambaçlı başlıkla yayımlanmıştı .

17 Ağustos 2011 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 28028

KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ

HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI

KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

HÜKMÜNDE KARARNAME

Yeni Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesi de yenilenmiş.

Sitede “mevzuat” başlığı altında çeşitli kanunlar, yönetmelikler, KHK’ler, tebliğler vs. yer almasına rağmen bakanlığa adını veren “çevre” konularında yürürlükteki 2872 sayılı Çevre Kanunu’na yer verilmediği şaşkınlıkla fark ediliyor.

Sitenin genelinin neredeyse tamamen işin “şehircilik” kısmına ayrıldığını görüyoruz; nitekim web adresi bayındırlık olarak tespit edilmiş: https://www.bayindirlik.gov.tr/turkce/

İşin “çevre” kısmı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne havale edilerek gerilere itilmiş. İlgili birimin sitesine girildiğinde “Şemalarla Çevre Yönetim Mevzuatı” belgesi karşımıza geliyor.

Yine bakıyoruz büyük bir iştahla nükleer enerji peşinde koşan iktidar yeni bakanlık mevzuatının Şubat 2012 tarihli yapılanmasında “nükleer, radyasyon, atık “ gibi konu başlıklarından herhangi birine kapı açmamış.

Zaten, ülkemizde geçerli Çevre Kanunu’nda da henüz “nükleer” kelimesinin geçtiği herhangi bir hüküm de bulunmamakta.

Şöyle ki

ÇEVRE KANUNU Kanun Numarası: 2872

Kabul Tarihi: 09/08/1983 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 11/08/1983 Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 18132

içeriği 26 Nisan 2006 tarihli ve 5491 sayılı ikincil bir kanunla bir hayli değiştirilmişti.

Madde 3 – içeriğinde “Çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler şunlardır” diye başlayıp meseleler A, B,C,D,E,F,G,H,I alt başlıklarıyla detaylandırıldıktan sonra kanun, “Gerçek ve tüzel kişiler, bu düzenlemeler sonucu ortaya çıkabilecek maliyetleri karşılamakla yükümlüdür” deniyor.

Hemen akabinde Madde 3’ün altına – J alt başlığı açılmakta, , aramakta olduğumuz “nükleer” konusu, adı bile anılmadan, bu maddeyle topyekün TAEK’in kucağına bırakılıyor. Nasıl mı? İşte bu ifadelerle:

j) Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre sorunlarının çözümüne yönelik gerekli teknik, idarî, malî ve hukukî düzenlemeler Bakanlığın koordinasyonunda yapılır. 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu kapsamındaki konular, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülür.

demek oluyor ki; yurttaşlar olarak, hükümetimizin çevre bakanlığına nükleer kirliliğin önlenmesine yönelik düzenlemelerle ilgili hiçbir şey soramayız: nükleer santrallar, Çevre Bakanlığı denetimi dışındadır; MİT gibi doğrudan Başbakan’a bağlı ve bağımlı bir kurum olan ve yurttaşlara değil başbakana rapor veren TAEK’e havale edilmişlerdir.

2690 Sayılı TAEK kanunun 5 . maddesine göre “kurum başkanı konusunda bilgili ve ihtisas sahibi kişiler arasından Başbakan tarafından seçilir ve müşterek kararname ile atanır.” 4 Haziran 2009 tarihinde TAEK başkan yardımcılığına (dönemin başkanı bu atamadan on gün sonra emekliliğini istemiştir) , 22 Ağustos 2010’da Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığına, Zafer Alper atanmıştır. Kendisinin Prof, Dr, Doç gibi herhangi bir bilimsel titri bulunmamakta, ısrarlı internet aramalarından da 1983 tarihli bir kayıtta geçen “Nükleer Yüksek Mühendisi” ibaresi dışında biyografik bir nitelemye rastlanamıyor. Makama seçilmesi ile ilgili kriterleri değerlendirmek mümkün değil.

Kurumun ödeneğini de Başbakanlık temin ediyor. Nitekim 2007’de Kuruma 3 milyar TL tahsis edilmiştir ki o yıl toplanan MotorluTaşıt Vergilerinin tamamına denktir.

Peki, nükleer santrala dair yükümlülükler, sorumluluklar ilgililerce hangi modele göre şekilleniyor olacaktır?

Bu soruya cevap için Enerji Bakanlığına dönüp bakıyoruz..

İhale sürecini, yerel hukuk ve bürokrasi engellerine takılmamak adına, terk eden işi uluslararası anlaşmalarla yürüten AKP hükümetinin “kendine özgü” nükleer modelini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, şöyle anlatıyor:: *“…Lütfen bana para bul, paranı getir ..finansını bul, buraya montaj yap bunların hepsini kur .. benim bunla alakalı kültür birikimim yok.. insan kaynaklarımı yetiştireceksin bunu şart koşuyorum.. olabildiğince yerli kaynaklardan kullanacaksın bunu .. ne kadarını? Türkiye’nin yapabildiği kadarını ..burayı işleteceksin ..diyor ki daha fazla hisse sana vereyim..hayır daha fazla hisse sizde kalsın ..bunun risklerini üzerine alacaksın risklerini adilane paylaşmayacaksın.. ağırlıklı sizde kalacak bunlar..biz böyle diyoruz .. bize Çinliler dediler ki ne kadar doğru bir model seçmişsiniz. riskleri üzerinize almadınız, Rusya’yla biz riskleri paylaştık…” * (Taner Yıldız, CNNTurk Eğrisi Doğrusu programı 13 Nisan 2012)

Radyasyonun sosuz kalıcı etkisini, Ruslar sırtlarına alıp götürecekler miymiş?!

Bakana göre Türk tüketicisinin kilovat/saatine 2037 yılına dek 12,35 dolar cent ödemesi hesaplanan nükleer elektriğin ücretinin birim maliyeti içinde finans maliyetleri, kurulum maliyetleri, sökme ,teknoloji, know how, amortisman ve uranyum bedelleri varmış. O sebeple fiyat yüksek görünüyormuş.. Bu ücretin içerisinden 0,15 dolar cent- bir fona ayrılacak 60 yıl sonrasının söküm maliyeti bu fondan karşılanacakmış.

Bu masal modelin “riskler ve sorumluluklar”ı üniversite salonlarında, ilim irfan solunan atmosferlerde hukukçular,TAEK’çiler , nükleer enerji uzmanları, Akkuyu Nükleer Güç Santralleri AŞ Genel Müdürü katılımlı panellerde konuşulur, işleri kılıfa uydurma yolları aranır.

Halkın ise hiçbir şeye kafa yormasına gerek yoktur- Ruslar her şeyi halledecektir.Halka iktidara güvenmek, sonra da nükleer enerjinin mis gibi kokan bir dikensiz gül bahçesinde asude gezinmek , keyfini sürmek kalacaktır.

Radyoaktif bulaşıkları yıkamak için mutfağa girecek çoluk çocuğumuza TAEK, 23 Nisan 2012 için şen logolar bile yaptırtmış, masalı resimletmiştir.

TAEK’in Kurum Gelirleri nereden gelir?

Her yıl Başbakanlık Bütçesine kurum adına konacak genel bütçeden ödeneklerden, – yani yurttaşların vergilerinden.

TAEK’in Kurum Giderleri nereye gider?

– Personel giderleri – Yolluklar – Hizmet alımları – Tüketim mal ve malzeme alımları – Demirbaş alımları – Makina teçhizat ve taşıt alımları – Yapı, tesis ve büyük onarım giderleri – Yatırım carileri – Transferler

3 milyar TL sahibi yarısıı mühendis, fizikçi veya teknisyen olan sekiz yüz kişilik kadroya sahip TAEK, gider kalemlerini nasıl belirler?

Bir demecinde “Dünyada bin megavat reaktör kurmak isteyen bir ülke iki bin kişiyi yetiştiriyor. Biz 5 bin megavatı hedefliyoruz önümüzdeki on yıl için. Demek ki 10 bin kişi yetiştirmemiz lazım” dedikten iki yıl sonra emekliliğini isteyen önceki TAEK başkanın ardından Zafer Alper’in konu üzerine bir yeni ifadesine rastlayamıyoruz. Ancak, 2 Şubat 2012 tarihli bir habere bakınca TAEK’in yeni başkanının bilimsel ilerleme ve bilim insanı yetiştirmeden yana tavrının derinliğini kavrıyoruz:

Atomdan Yağ Çıkardılar

TAEK, 15 yıldır CERN’e gönderdiği bilim insanlarının günlük harcırahlarını 140 Frank’tan 70 Frank’a düşürdü Karara tepki gösteren bilim insanları “CERN üye ülkelere en az 2800 Frank vereceksin diyor TAEK resmen CERN’ü kandırıyor” diyor Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ne (CERN) üye olmak için yıllardır bekleyen Türkiye, CERN’e gönderdiği bilim insanlarını mağdur ediyorHabertürk’ten Refika Karabacak’ın haberine göre, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) 2010 yılında aldığı bir kararla CERN’de görev alan bilim insanlarının günlük harcırahını yarı yarıya düşürdü Asistan ve yardımcı doçentlere verilmesi gereken 140 Frank, 70 Franga, yüksek lisans öğrencilerine verilmesi gereken 100 Frank ise 50 Franga düşürüldü

Bilim adamları tepkili

Türkiye’den CERN’e araştırmacı göndermek için çabalayan bilim insanları ise alınan karara tepkili Büyük Hadron Çarpıştırıcısı deneyiyle tüm dünyanın dikkatini üzerine çeken araştırma merkezi bünyesinde çalışacak insanlar için ülkeleri tarafından verilmesi gereken harcırahın asgari olarak 2 bin 800 Frank olarak belirlediği belirtildi

‘CERN’ü kandırıyoruz’

Barınma ve yeme içme ihtiyaçlarını karşılamaları için verilmesi gereken harcırahın 15 yıldır yarıya düşürülmesinden yakınan TOBB Üniversitesi öğretim üyesi Prof Dr Saleh Sultansoy, “Harcırahların düşürülmesi bizleri etkilemese de orada çalışan öğrencilerimizi zor durumda bırakıyor Bilim insanlarına yapılan bu kısıtlama sadece onları değil, Türkiye’yi engellemektir CERN, TAEK’e ‘2 bin 800 Frank vereceksin’ diyor Bizimkiler harcırahları yarıyarıya düşürüyor Resmen CERN’ü kandırıyoruz” dedi

Sultansoy, CERN’de Türkiye’deki üniversitelerden gelen yaklaşık 30 bilim insanının harcırah mağduru olduğunu öne sürdü.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: