Türkiye doğasının sırtındaki bıçak

 

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı ilk 14 maddesinin TBMM Çevre Komisyonu’ndan geçmesi çevre örgütlerinin tepkilerine yol açtı. Doğal Hayatı Koruma Vakfı’ndan (WWF-Türkiye) yapılan açıklamada, “İlk Milli Parkımızın ilanıyla (1958) başlayan koruma politikası Çevre Komisyonu eliyle rafa kaldırılıyor!” dendi

WWF-Türkiye açıklamasında, tasarının, ilgili Bakanların “asıl şimdi doğayı koruyacağız” yönündeki açıklamaları ve ülkemizin AB uyum sürecinin çağdaş beklentilerinin aksine, 1958’den bu yana edinilmiş tüm kazanımları yok ettiği öne sürülerek, “Yasa Tasarısı’nın 6. Maddesi tüm korunan alanların sınırlarının değiştirebilmesine, daha kötüsü tümüyle kaldırılmasına olanak veriyor. Ayrıca hemen seçim öncesi  (24. Yasama Dönemi) TBMM Çevre Komisyonu tarafından kabul edilen tasarıda bilimsel çevrelerin, ilgili kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve koruma alanlarında ve çevresinde yaşayanların karar süreclerine dahil olması için öngörülen ulusal ve yerel kurulların tümünü tasarıdan çıkarıyor ve katılımcılık yönünden ülkemizi 30 yıl önce hazırlanan yasaların daha da gerisine götürüyor” dendi.

‘Bilim insanları korumada söz sahibi olamayacak’

Açıklamada, bu tasarıyla doğal zenginlik açısından öne çıkmış ve tüm dünya ile paralel koruma altına alınmış milli parklarımızın, doğal sitlerimizin, yaban hayatı koruma sahalarımızın, uluslararası öneme sahip sulak alanlarımızın yıllar önce ilan edilmiş olsa bile yatırımcıların arazi edinme ve işletme taleplerine karşılık elden çıkarılabileceği iddia edilerek, “Öte yandan, bilim insanları, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları veya yöre haklı bundan böyle herhangi bir alanın koruma altına alınması sürecinde söz sahibi olamayacak” dendi.

‘Korunan alanlar nülkleercilere, madencilere, sanayicilere adres gösteriliyor’

Açıklamada, 5 Haziran 2012 tarihli (bugün) TBMM Çevre Komisyonu toplantısında geriye kalan hükümlerinin karara bağlanması ve tasarının yasama dönemi kapanmadan Genel Kurul’da oylanarak yasalaşması beklendiğine dikkat çekilerek, “Tasarıda geçen ve net bir tanımı yapılmadığı için suistimale açık olan ‘üstün kamu yararı’ ifadesi nedeniyle korunan alanlar madencilik, enerji, sanayi, tarım, turizm gibi yatırımlara adeta adres gösteriliyor. Bu yüzden nükleer, HES, baraj, altın madeni, konut yatırımcılarının gözü Çevre Komisyonu’nda. Geçmişte komisyonun tartışma sürecine katılıp öneri ve itirazlarını bildirme fırsatı yakalayan sivil toplum kuruluşları bu kez gelişmeleri TBMM internet sitesinden izlemek zorunda bırakıldı.” dendi.

Açıklamada, 74 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Girişimi olarak; sürecin demokratik, çağdaş, katılımcı yaklaşımdan uzak; kapalı kapılar ardında yürütülmesini, tasarıyla ülkemizin geleceği için bu derece kritik kararların uluslararası imza attığımız sözleşmelerin, elde ettiğimiz ulusal birikim ve kapasitenin hiçe sayılmasının kınandığı belirtilerek, şöyle dendi: “Ayrıca, tüm ülkelerin en üst düzeyde katılımıyla 20-22 Haziran 2012 tarihlerinde Brezilya’da yapılacak Rio+20 Toplantısında dünyamızın korunması için ülke olarak neler yaptığımıza dair söylenecek tüm sözlerin gerçeği yansıtmayacağını, doğal değerleriyle öne çıkan ülkemizin büyük bir yıkım altında olduğunu kamuoyuna açıklıyor, Komisyon toplantısının 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne rastlamasının kamuoyunu yanıltmayı hedeflediğine inanıyor ve bu yöndeki karşı duruşa katılıma çağırıyoruz.”

Reklamlar
Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: