Posts tagged ‘gelen’

24/04/2012

TEDAŞ işçisini ikinci kez öldürdüler

Erzurum’un Aşkale İlçesi’ndeki Karasu-2 HES’e ait göletin içinden geçen enerji nakil hattındaki arızayı geçen 3 Nisan 2012 tarihinde onarmaya giderken, bindikleri deniz bisikletinin alabora olması sonucu ölen beş TEDAŞ işçisinden 37 yaşındaki Feridun Öztürk’ün evinin elektriği, 34 lira borcu nedeniyle kesildi. Kayınpederi Hanifi, çocukları Kübra (8), Cenap (4) ve Aleyna (3) ile birlikte yaşayan Ferudun Öztürk’ün eşi 36 yaşındaki Perihan Öztürk, “TEDAŞ, hayatımızı karartı. Eşimin ölümüne neden olduğu yetmiyormuş gibi, bir de bizi karanlıkta bıraktı. Beni ikinci kez öldürdüler”dedi.

read more »

Reklamlar
09/04/2012

Çaycuma köprüsünün yıkılma nedeni: HES

Zonguldak’ta Çaycuma köprüsünün yıkılması sonucu 15 kişinin ölümüyle sonuçlanan facianın nedenleri ortaya çıkıyor. Araştırma yapan üniversiteler hazırladıkları raporda facianın sebebi olarak bölgede HES inşaatlarının yarattığı tahribatın ve yetersiz bakımın neden olduğunu tespit etti.

Zonguldak Çaycuma’da 15 kişiye mezar olan Filyos Çayı üstündeki 61 yıllık Çaycuma köprüsünün yıkılmasıyla meydana gelen faciadaki ihmaller zinciri, hayatını kaybeden vatandaşların göz göre ölüme gittiğini ortaya çıkardı. Uzmanların yaptığı çalışmaya göre, köprünün yıkımında bölgedeki HES inşaatlarından kaynaklı nedenler rol oynuyor.

Vatan gazetesinin haberine göre, faciaya ilişkin inceleme yapan uzmanlar, Çaycuma köprüsünün yıkılma sebeplerine ilişkin farklı yorumlarda bulundu. Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kubilay Kaptan, köprünün çökme nedenlerini değerlendirdiği raporunda, olayın sorumlusunun karayolları olduğunu söyledi.

read more »

Etiketler: , , , , ,
28/03/2012

Tarım arazilerine 2B kıskacı

YUSUF YAVUZ

Komisyonda kabul edilerek meclise gönderilen 2B tasarısına tarım arazilerinin de eklenmesi akılları karıştırdı. Rantı yüksek bölgelerde tarım yapan üreticiler ipotek ve kredi kıskacında “rayiç bedel” endişesi yaşarken, fırsattan yararlanmak isteyen spekülatörlerinin Antalya ve ilçelerinde arazi avına çıkdığı belirtiliyor.

2B arazilerin satışından önemli ölçüde gelir elde etmeyi hedefleyen hükümet, yaklaşık 470 bin hektarlık arazi satışından 26 milyar TL’lik gelir bekliyor. Ancak, komisyondan geçen tasarıya tarım alanlarının da eklenmesi akılları karıştırdı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2B tartışmalarına değindiği açıklamasında tasarıya tarım alanlarını da soktuklarını belirterek, “Ticari alan dışındaki tarım arazilerini de çiftçilerimize satarak ölçek büyütmelerine imkan sağlayacağız” dedi.

‘Öncelik tarım alanlarını korumak değil, kaynak yaratmak’ 

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası  (ZMO) Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer, Antalya’da üzerinde tarım yapılan 2B arazilerin rayiç bedel üzerinden çiftçilere satılmasının sıkıntılı olduğunu belirtti. Antalya’nın “rantabl” bölgelerinde bulunan tarımsal nitelikli 2B arazilerini çiftçilerin almasının olanaksız olduğunu öne süren Tuncer, çiftçilerin büyük çoğunluğunun yüksek meblağlara ulaşan rayiç bedeli ödeyecek gücünün olmadığını söyledi.Bu alanların tarımsal niteliğinin mutlaka korunması gerektiğinin altını çizen Tuncer, Antalya dışından gelen arazi spekületörlerinin bölgede çok sayıda tarımsal nitelikli 2B arazisini satın almak için harekete geçtiği yönünde duyumlar aldıklarını dile getirdi.

Tasarının bu haliyle geçmesi durumunda Antalya’daki 2B tarım arazilerinin niteliğinin değişeceği tehlikesine dikkat çeken Tuncer, tarım arazilerinin niteliğinin korunacağına dair güvence alındıktan sonra satışının yapılması gerektiğini dile getirdi. Hükümetin 2B konusundaki önceliğinin tarımsal nitelikli alanları korumak olmadığını savunan Tuncer,  satışlardan elde edilecek yüksek gelirle hazineye kaynak aktararak cari açığı kapatmak amacının güdüldüğünü öne sürdü.

‘Tarım arazilerinin işgali özendirilecek’ 

Ormancılık konusunda önemli çalışmaları bulunan Orman Yüksek Mühendisi Doç Dr. Yücel Çağlar ise tasarıyla ağırlıklı olarak 2B, kısmen de hazineye ait tarım arazilerinin satışının düzenlendiğini iddia etti. Çağlar, “Orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi ile yeni orman alanlarının oluşturulması işlemleri ise geçiştirilmektedir. Öte yandan, Anayasanın 169 ve 170. maddeleri ile Anayasa Mahkemesi’nin benzer uygulamaları iptal eden kararlarına da aykırı olan bu düzenlemeler, ‘devlet ormanı’ sayılan yerler ile tarımsal amaçlarla kullanılan ve kullanılabilecek hazine arazilerinin işgal edilmesini özendirecektir” diye konuştu.

300 bin hektar arazi ne olacak? 

Tasarıyla yapılmak istenen düzenlemeler ile bu düzenlemelerin yol açabileceği olumsuzlukları da sıralayan Çağlar, 2B arazilerinin kamu yararı gözetmeksizin rastgele satılabileceğini ve orman sayılan yerlerin de yerleşime açılabileceğini öne sürdü. Tasarıya göre hazineye ait tarım arazilerinin de kiracılarına satılabileceğinin altını çizen Çağlar, “Saptamalara göre, 470 bin hektar 2B arazisininyalnızca yüzde 4,7’si yapılaşmış, yüzde 33,2’si de tarımsal amaçlarla kullanılmaktadır. Başka bir söyleyişle; 300 bin hektar arazi herhangi bir amaçla kullanılmamaktadır. Siyasal iktidarın temel amacı bu arazileri satmaktır” dedi.

İpotek ve kredi arasında sıkışan çiftçiler endişeli

Antalya’nın en çok 2B arazisine sahip ilçesi olan Kaş’ta da gözler meclisten çıkacak olan yasada. Ancak rayiç bedel tartışması burada da kendini gösteriyor. İçinde meyve ağaçları bulunan 15 dönüm 2B arazisine sahip olan Kaş Dereköylü Ali Rıza Acar, rayiç bedelin ne olacağı konusunda endişeli olduğunu söylüyor. Dereköy’de yaklaşık bin 700 dönüm 2B arazisi bulunduğunun altını çizen Acar, “Buradaki arazilerin dönümü yaklaşık 20 bin liradan satılıyor. 100 dönüm 2B arazisi olan da 70 dönüm olan da var. Rayiç bedel olarak dönümü 5 bin liradan fazla olursa bizim alacak gücümüz olmaz. Ben de kredi çekip almayı düşünüyorum” diye konuştu.

‘Devlet kaçak yapılaşmaya göz yumdu’ 

Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı yazar Orhan Özkaya da 2B kapsamındaki arazilerin devletin yasadışı ve kaçak yapılaşmaya göz yumduğu alanlar olduğunu iddia etti. Tasarıya göre 2A ve 2B alanlarının, ‘’Bilim ve fen bakımından bir daha ormana dönüştürülmesi mümkün olmayan yer’’ ifadesiyle ormanların gözden çıkarılacak varlıklar olarak ele alındığını söyleyen Özkaya,  dedi.

‘Kıyı kentlerinde yağma yaşanabilir’ 

Türkiye’nin orman alanlarının yaklaşık yüzde 20’sinin 2B statüsünde olduğu bilgisini veren Özkaya, bu oranın ülke coğrafyasının beşte birini kapsadığını belirtti. Üzerinde kaçak yapılaşma olan alanların tahminen 20-22 bin hektar civarında olduğunu kaydeden Özkaya, geri kalan alanların tarım arazisi ve kırsal alan olduğunu dile getirdi. Tarım alanı olarak kullanılan arazilerin rayiç değeri üzerinden köylü ve çiftçinin almasının mümkün olmadığını kaydeden Özkaya, buna gerekçe olarak da köylülerin arazilerinin kredi borçları nedeniyle ipotekli ya da hacizli olduğunu söyledi. Tasarının yasalaşması durumunda KKTC’nin 1,5 katı büyüklüğünde arazinin 2B kapsamında orman dışına çıkartılacağını söyleyen Özkaya, özellikle kıyı kentlerinde yağma yaşanabileceği uyarısında bulundu. 

Rakamlarla 2B 

Türkiye’de en çok 2-B arazisi 45 bin 548 hektar ile Antalya’da bulunurken, Antalya’yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile Balıkesir, 31 bin 706 hektar ile Ankara gibi iller izliyor. İstanbul’da ise 18 bin 233 hektar 2B arazisi bulunurken, Mardin, Şırnak, Hakkâri, Van, Ağrı, Erzurum, Iğdır, Kars, Ardahan’da bu kapsamda arazi bulunmuyor.  En az 2B arazisi ise 2 hektar ile Muş’ta. 

Sera da var fındık bahçesi de 

Türkiye genelinde 7 bin hektarı köylerde, 8 bin 500 hektarı beldelerde, 6 bin 600 hektarı ise ilçelerde olmak üzere yerleşim yerlerindeki toplam 2B arazisi 22 bin 200 hektar olarak belirlenirken, 2 bin 300 hektarda seracılık yapılırken; 8 bin hektarda narenciye, 111 bin hektar da zeytin, fındık ve bağ bahçe üretimi gerçekleştiriliyor. 35 bin hektarlık alanı otlak ve yaylak-kışlak olarak kullanılan 2B arazilerinin toplamı ise 473 bin 422 hektar olduğu belirtiliyor.

Etiketler: , , , , ,
08/03/2012

Viyana’da İran konusunda uzlaşma arayışı

Dünyanın altı önde gelen gücü, nükleer programı konusunda İran’la yeniden görüşmelere başlamaya hazırlanırken İran konusunda bir ortak duruş konusunda fikir birliği sağlamaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) dün başlayan toplantısı, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin yetkililerine daha ayrıntılı görüşme fırsatı vermek üzere bugüne ertelenmişti.

Altı ülke, IAEA’nın İran konusunda ne kadar sert bir tutum alması gerektiği konusunda bir uzlaşmaya varamamıştı. Batılı ülkeler, uluslararası denetçilerle işbirliği yapmayan Tahran yönetiminin sert şekilde eleştirilmesi gerektiği görüşünü savunuyor. Ancak Rusya ve Çin, taraflar arasında başlayacak görüşmelere sıcak bir ortam hazırlamak amacıyla daha yumuşak bir tutum izlenmesi gerektiği görüşünde.

read more »

22/01/2012

‘Altıncı filo’yu Kazdağları’ndan kovmaya hazırlanıyorlar

Türkiye’nin en önemli oksijen merkezlerinden sayılan Kazdağları’nı tehdit eden altın madenciliği faaliyetlerini durdurmak için kolları sıvayan yaşam savunucuları yoğun kar yağışına rağmen mücaledeyi sürdürüyor. Çanakkale Çevre Platformu’nun bilgilendirme çalışmaları için hazırladığı “Altıncı Filo Kazdağları’ndan Defol” yazılı pankart dikkat çekti.

Çanakkale Çevre Platformu üyelerinden oluşan yaklaşık 50 kişilik grup, Bayramiç ilçesi ve köylerinde bilgilendirme çalışması yaptı. Platform üyeleri, ev ev gezerek köylerde madenciliğin zararlarına karşı halkı tedbirli olmaya çağırdı.

read more »

12/01/2012

Yaşam birliği dayatıyor…

ÖZER AKDEMİR

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu (STHP) tarafından gerçekleştirilen “Mücadeleler Birleşiyor. Yaşam alanlarını, yaşamı savunanlar buluşuyor” etkinliği mücadelelerin gelişim seyri ve ortaklaştırılması ile ilgili düşüncelerin paylaşıldığı forumla sona erdi.

İki gün süren etkinlikte yaşam alanlarına yönelik saldırılara karşı direnen ülkenin dört bir yanından gelen yaşam savunucuları hem kendi mücadelelerini aktarıp, deneyimlerini paylaşırken, hem de birbirinden ayrı bir şekilde devam eden bu mücadelelerin nasıl, hangi yol ve yöntemlerle birleştirilebileceğini tartıştı. İşte İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı’daki kampüste gerçekleştirilen etkinliği özgün yapan ve daha önce gerçekleştirilen benzerlerinden ayıran özelliği de bu oldu. 2008 yılında İzmir’de EGEÇEP, 2009 yılında Ankara’da TMMOB, 2010 yılında İstanbul’da STHP tarafından yapılan ve ülke genelinde birçok yerel çevre direnişinden temsilcilerin katıldığı etkinliklerde genel anlamda mücadele deneyimleri paylaşımlı, ortak mücadele ile ilgili dilekler sıralanmış ama bundan ötesine gidilememişti. 2012’nin ilk haftasında yapılan İstanbul’daki etkinlik ise bu direnişlerin nasıl birleştirilebileceği, bunun araçları, yol ve yöntemleri noktasında somut görüşlerin tartışıldığı bir platform olması bakımından son derece önemli idi.

read more »